72890.jpg

Bilge Friedlaender | Sözcükler, Sayılar, Çizgiler | Arter

99.327 izlendi

Bilge Friedlaender
Sözcükler, Sayılar, Çizgiler
14 Ekim 2016 – 15 Ocak 2017
Arter



Küratörler: Mira Friedlaender - Işın Önol

Arter, 14 Ekim 2016 – 15 Ocak 2017 tarihleri arasında, Bilge Friedlaender’ın “Sözcükler, Sayılar, Çizgiler” isimli solo sergisine yer veriyor. Küratörlüğünü Mira Friedlaender ile Işın Önol’un birlikte yaptıkları sergi, Bilge Friedlaender’ın 1980 yılından bu yana sergilenmemiş ve Türkiye’de izleyicilerle hiç buluşmamış eserlerini bir araya getiriyor. “Sözcükler, Sayılar, Çizgiler”, 2000 yılında aramızdan ayrılan sanatçının vefatından sonra gerçekleşen ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor.

“Sözcükler, Sayılar, Çizgiler”in merkezinde, Bilge Friedlaender’ın “çizgi” ve “kare” gibi insan eliyle yaratılmış formlar ve insanın doğayla kurduğu ilişki üzerine sürdürdüğü titiz araştırma yer alıyor. Sergi, önce çizginin sonsuz olasılıklarını, ardından bir kağıdın yırtılmasıyla oluşan çizgiyi ve yerçekimine meydan okuyan bir karenin alabileceği şekilleri araştıran Friedlaender’ın incelikli üretiminin belirli bir dönemine (1971–1983) odaklanıyor. Bilge Friedlaender’ın on yılı aşkın bu döneminde, –kendisini bir minimalist olarak tanımlamasa da– basit malzemelerle mütevazı bir görsel dili hedeflediği ve bu deneysel çabayı bir laboratuvar ortamı titizliğinde sürdürdüğü görülüyor. Yazıları aracılığıyla kendi çalışmalarıyla olan diyaloğunu ve kendini sorgulamayı sürdürmüş olan sanatçının; zaman/mekân algısı, boyutlar arası geçiş, görecelik gibi konular üzerine yoğunlaştırdığı üretimi bugün de güncelliğini koruyor. 

Sergi, adını Bilge Friedlaender’ın kendi sanat dağarcığına alan açmak için ürettiği “SÖZCÜKLER / SAYILAR / ÇİZGİLER” (1977) başlıklı sanatçı kitabından alıyor. Bu çalışma, sanatçının bir üretim mekânı olarak sanatçı kitabını ilk kez kullanıyor olmasının yanı sıra, devasa müze mekânlarına ve abartılı boyutlardaki sergilere yönelik bir küçük eleştiri niteliği taşıyor. Sergide merkezi bir rolü olan bu sanatçı kitabı, Friedlaender’ın bu dönemki çalışmalarının önemli bir yansıması olduğu gibi, hayatı boyunca derinlemesine araştırdığı kavramların da bir özeti niteliğinde.

Friedlaender, “zaman, tekrar ve şeylerin gizemli sayısal yapısı”nı eserlerinin birincil odağı olarak tanımlar. İnsan olmanın temel simgesi olarak gördüğü çizgi ve kareyi, çalışmalarında kâğıt, ip, tel gibi basit malzemeler ile doğal objeler kullanarak ele almıştır. “Çizgisel Diyagonal Mutasyon” (1975) çizgi ve kare arasındaki bu ilişkinin baş döndürücü sonucunun bir yansımasıdır. Tıpkı sanatçının çalışmalarına hep dâhil etmeye uğraştığı o “mekânsız mekânı” ortaya koyan 1975 tarihli “Kare Mutasyon: Yerçekiminin Reddi #10” gibi. “Yarıp Geçmek #9”da (1976) başkalaşan yırtılmış kareler ise, verdikleri havada süzülme hissiyle mekân algımızın sınırlarını zorlar ve bizi bir çifte ufkun karşısında bırakır.

Bilge Friedlaender’ın genişletilmiş kitabı “Nehir / Ev / Kitap” (1982) gibi sonraki döneme ait projeleri, doğayla doğrudan diyaloğa girme arayışını çok daha açık biçimde örnekler ve sonraki yöneliminin de habercileri olur. Sanatçı kitapları “Sinan'a Saygı” (1981) ve üç parçalı “Nâzım Hikmet’e Saygı” (1979) bu geçiş sürecinin deneyimlenebildiği eserleridir.

“Sözcükler, Sayılar, Çizgiler”in sergi yayınında yer alan Friedlaender’ın “kendi kendisiyle sohbeti”, sanatçının kişisel ve profesyonel öyküsüne odaklanıyor. Friedlaender’ın sanata dair düşüncelerinin yer aldığı bu kurgusal söyleşide, küratörler tarafından bugüne kadar yayımlanmış ve yayımlanmamış kaynaklardan seçilen çok sayıda metin bir araya geliyor. Sergi yayınında ayrıca, Friedlaender’la 1990’larda tanışan Ahu Antmen, özellikle de Türkiye’de yaptığı çalışmalar üzerine tarihsel bir okumayla, Bilge Friedlaender’ın yaşamının son dönemlerindeki üretiminin bir manzarasını sunuyor. Yayına yeni bir metinle katkıda bulunan bir diğer yazar olan Lewis Johnson, Bilge Friedlaender’ın sergide yer alan çalışmalarını daha geniş bir felsefi bağlama oturturken, Gregory Volk ise sanatçının yapıtının malzemeden ve dokunuşlardan geçerek bize ulaşan derin kaynağı üzerinden sanatçıyı Amerikan kültür tarihi ile ilişkilendiriyor. Kitap küratörler Mira Friedlaender ile Işın Önol’un kaleme aldıkları ve bu serginin düşünsel ve fiili arka planını açığa çıkaran bir sunu metniyle kapanıyor. 

 

Bilge Friedlaender

 

Bilge Friedlaender, 1934 yılında İstanbul’da doğdu. 1958 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduktan sonra, yüksek lisans derecesini 1959’da New York Üniversitesi’nden aldı. 1959-1960 Provincetown Yaz Atölyeleri’ne katıldı.

1974’te New York’taki Betty Parsons ve Kornblee galerilerindeki kişisel sergileriyle başlayan kariyerini, 1990’lara kadar Massachusetts Üniversitesi Amherst Müzesi, Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi, Jessica Berwind Galeri, Galeri Nev ve Ercüment Kalmık Müzesi gibi çok çeşitli kurumlarda devam ettirdi. İkinci Uluslararası İstanbul Bienali’ne (1989), Almanya, Düren’de düzenlenen Uluslararası Kâğıt Sanatı Bienali’ne (1992) ve Japonya’da Kyoto Modern Sanat Müzesi, Amerika’da New York Zanaat Müzesi ve İstanbul Borusan Sanat ve Kültür Merkezi gibi mekânlardaki grup sergilerine katıldı. “Bir Mecra Olarak Kâğıt” (1978), “Yeni Amerikan Kâğıt İşleri” (1981-86) ve “Sınırları Geçmek / Yer Değiştirmek” (1992-1997) gibi sergilerle, eserleri tüm dünyayı dolaştı. Vefatından sonra, çalışmalarına İstanbul Modern’deki “Hayal ve Hakikat” (2011) sergisinde de yer verildi.

Friedlaender aynı zamanda ikisi de Philadelphia’da bulunan Tyler Sanat Okulu ve Pennsylvania Üniversitesi’nde dersler verdi. 38 yıl boyunca ABD’de yaşadıktan ve çalıştıktan sonra, 1996’da yeniden İstanbul’a yerleşti. 2000 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.

Müzik :Müzikotek



BENZER VİDEOLAR

ART BLOG