OHB_ArtTV_728x90.jpg

Eyüp Ataş | Aynadaki Gibi | Galeri/Miz

89.997 izlendi

Eyüp Ataş
Aynadaki Gibi
22 Mart - 24 Nisan 2016
Galeri/Miz



Galeri/Miz, genç sanatçı Eyüp Ataş’ın ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 22 Mart - 24 Nisan 2016 tarihleri arasında Galeri/Miz’de görülebilir.

“Aynadaki Gibi”
İnsana özgü karmaşık yaratma edimini eyleme dönüştüren sanatçının esini en az yaratı kadar karmaşıktır. Biz de bu yüzden varıştaki sanat nesnesini izledikten sonra ilgimizi kökenlere, çıkışlara yönlendiririz. 

Eyüp Ataş’ın çıkış noktalarından ilki Bergman’ın filmi “Aynadaki Gibi”.

Onun siyah-beyaza yaklaşan amorf figürleri, başlangıçta izleyicinin görsel algısıyla oynayıp bir adım sonrasında yeni algılama, sorgulama biçimlerine davet eden bir yapı sergiliyor. Birbirinin içinden çıkan, birbirini doğuran yapıtlar, aynı zamanda sanatçının ilk esin kaynağından uzaklaşıp düşüncesini yeni biçim, renk ve kompoziyonlarla yansıtmasını getiriyor. 

Bergman’ın temsili karakterler üzerinden geliştirdiği sahte, gerçek, inanç sorgulaması Ataş’ın kendi kişiselliğinin ve kaygılarının süzgecinden geçip resmin dilinde plastize ettiği yüzeylerle görsel, anlatımcı diliyle düşünsel bir sorgulamaya dönüşüyor. 

Mitoloji esinleri taşıyan maskeler, resmin değil kimyanın diliyle plastik izlenimi uyandıran formlar, sahte olanın göstergeleri olarak çıkıyor karşımıza. Sahte, gerçek; kadın, erkek; eril, dişil arasındaki güç odaklı çatışmanın yanına doğanın ve kendiliğindenliğinin simgesi, erotizmden uzak çıplaklık ekleniyor. Yalnız, bağlamından koparılarak sürreal kompozisyonlar içine yerleştirilen bu çıplak figürler, başka bir çatışmanın da simgelerine de dönüşüyor. Tıpkı geleneksel olana gönderme yapan halılarla, ilk oluşlarından koparılıp müzelerin soğuk havasında birer nesneye dönüşen arkeolojik imgelerin yapıtlarda eklektik olarak yer alması gibi. 

Zaman zaman kolaj tadına yaklaşan bu eklektik uyarlamalar, tüm yapıtlarda karşımıza çıkan geçmiş, şimdi ve geleceği içinde barındıran biteviye çatışmayı desteklerken gözün sorgusu aklın sorgusuna evriliyor. 

Eğer salt yapıt üzerinden bir okuma yapılmıyorsa sanatçının yaşamına, esin kaynaklarına ilişkin her yeni bilgi, onun elinden çıkan eserin anlamını çoğaltmasını getirir. Eyüp Ataş’ın 1800’lü yıllarda sürgün edilen, kendi içlerinde hala dillerini yaşatan bir Çerkes ailesinden geldiği bilgisi, onun eserler üzerinden giriştiği sorgulamaların başka bir boyutunu açık ediyor.
Her yaratım sanatçının bir adım sonrasında söyleyeceklerinin belirsizliğini barındırır. Ataş’ın zaman zaman mitolojik göndermeleri içeren diliyle söylersek; “Kader Tanrıçalarının uğultulu zaman tezgâhında dokumakta olduğu ağın rengi ne olacak? Beyaz mı yoksa kırmızı mı? Bilemeyiz. Hafifçe parıldayan bir ışık ağın arka kısmını aydınlatıyor. Bulutlar ve koyu karanlık, öteki ucu gizliyor.”

Nilgün Yüksel

Müzik:Müzikotek



BENZER VİDEOLAR

ART BLOG