ekavbanner1.jpg

Almanya’nın Asi Sanatçısı Anselm Kiefer, New York Met Breuer Müzesi’nde | Yazan Selen Sarıoğlu


Bohemia Lies by the Sea (detay)

Eserlerinin ilk bakışta tanınması bir sanatçı için başarı kabul edilebilir mi? Belki evet, belki hayır. Peki ya bilinir işlerinin dışına çıktıkça anlam bütünlüğünün daha da kuvvetlenmesi? Kesinlikle evet. 

Almanya’nın asi sanatçısı Anselm Kiefer’ın New York Met Breuer Müzesi’ndeki mini retrospektif sergisi 60’ların sonlarından itibaren yapmış olduğu 35 eser ile bize tam bir sanatçı profili çizmeyi başarıyor. Kısaca belirtelim, Met Breuer, Metropolitan Müze grubunun modern ve güncel sanatı sergilemek için ayırdığı yeni mekanı. 75. cadde ve Madison’ın üzerinde bulunan bina, Whitney Müzesi’nin doğduğu ve 2015 senesinin ortalarına kadar ikamet ettiği binanın da ta kendisi.


“Untitled (Heroic Symbols)”, 1969

Anselm Kiefer’in dev boyuttaki son dönem resim ve heykelleri yakın zamanda Londra’daki Royal Academy of Art ve Miami’deki Margulies Koleksiyonu dahil pek çok farklı kurumda gösterildi. Bu diğer sergilerde gördüğümüz dev boyuttaki bol katmanlı tabloları ve yine dev boyuttaki heykellerinden bu sergide yalnızca bir adet var. Serginin gerisi daha küçük boyuttaki fotoğraf ve suluboya çalışmalarından oluşuyor. Bu önceki dönem eserlerini de görünce sanatçının neredeyse elli senelik sanat kariyeri boyunca verdiği mesajlarda ne kadar tutarlı olduğuna hayran kalmamak elde değil.

İkinci dünya savaşı sonrası dünyaya gelen Kiefer’in sanatının özünde, modern Almanya’ya hafızalardan silmeye çalıştığı Nazi dönemini ısrarla hatırlatma çabası var. Serginin isminin ¨Provocations ¨, yani ¨Provokasyonlar ¨ olması da bu sebepten. Sergideki eserleri de bu pencereden görmek, sanatçının pek çok eserindeki karanlık ve karmaşık havayı bu politik bakış açısından yorumlamak lazım.


“Everyone Stands Under His Own Dome of Heaven”, 1970

Sergi beş katlı olan binanın en üst katını kaplıyor. Müze sergileri düşünüldüğünde küçük sayılabilecek bir alanda Anselm Kiefer’in sanatçı kişiliğinin temel taşları, başından beri ortaya koyduğu politik duruş ziyaretçilere çok net bir biçimde ustaca bir seçki ile aktarılıyor.


¨Bohemia Lies by the Sea / Bohemya Deniz Kenarında Bulunur¨

Asansörler kata açıldığında karşı duvara yerleştirilmiş olan ¨Bohemia Lies by the Sea / Bohemya Deniz Kenarında Bulunur¨ Anselm Kiefer dendiğinde ilk akla gelen eserlerinden. Katmanlarca boya ve farklı malzemeyle kalın bir dokuya sahip olan dev bir yağlıboya çalışması. Sergideki türünün tek örneği olan bu eser adını Ingeborg Bachman adlı şairin aynı adlı şiirinden alıyor. Şiirde Bohemya Kırallığı’nın deniz kenarında olmasının imkansızlığı üzerinden Ütopya’nın da hiçbir zaman erişilemeyecek olması ima ediliyor.


“Grane”, 1982-93

Eserlerin yer aldığı salona girdiğinizde ise sanatçının 60’lı senelerinde sonlarında merak sardığı suluboya çalışmaları sizi karşılıyor. Bu çalışmaların en güzel örneklerinden biri serginin kapak resmi de olan “Winter Landscape/Kış Peyzajı”. Kış Peyzajı, romantizm akımında da görülebilecek bir manzara resmi. Fakat buradaki topraklar çorak, ağaçlar seyrek, resmin en üzerinde ise toprağa kan akıtan bir kız havada asılı duruyor. Toprak edebiyatta anavatanı temsilen sıkça kullanılır ve Kiefer da bu eserinde resmettiği topraklara böyle bir anlam yükleyerek, tarihte yaşananlarla birlikte Nazi’lerin tüm vatanı kana bulayıp kirlettiğini anlatıyor.



“Sick Art”, 1974

Anselm Kiefer daha çok suluboya çalışmalar yaptığı 70’li yıllarda, “Sick Art/Hasta Sanat” adlı eseriyle kariyerinin en başında yer alan fotoğrafa tekrar bir dönüş yapıyor. Kesin bir dönüşten çok eskiyi güncele taşıma niteliğinde olan bu çalışmaları, üzerlerine boya ile müdehalelerde bulunduğu fotoğraflar oluyor. İlk bakışta ‘dingin bir manzara resminin üzerine pembe noktalarla kızamık etkisi yarattığı için ‘hasta’ ismini aldığını düşündürten resim, ‘hasta sanat’ isminin tarihi referansı ile birlikte farklı bir anlam kazanıyor. 1937 senesinde Münich’te Naziler, evlerden toparladıkları 650 adet modern dönem sanat eserini bir sergide bir araya getirip, zamanın klasik sanat anlayışından ayrışan bu eserleri ‘hasta sanat’ olarak tabir ediyorlar. Bundan tam 37 sene sonra, Anselm Kiefer, tarihteki bu kısıtlayıcı ve geri kafalı yönetim biçimini tekrar gündeme getiriyor.


Aynı odada gösterilen “Heavy Cloud/Ağır Bulut”, fotoğraf üzerine müdehale ile gerçekleştirilmiş bir başka eser. 1985 tarihli bu eserinde kullandığı kurşun malzemesi Anselm Kiefer’in daha sonraki resim ve heykellerinde sıkça kullanacağı temel malzemelerden biri olacaktır. Eserin isminde, ‘Ağır Su’ adı verilen nükleer reaktörlerdeki radyasyona bir gönderme yapan Kiefer, resimde radyasyonu toğrağa akıtarak radyoaktif merkezlerden yayılan zararlara dikkati çekiyor.

Salonon diğer köşesinde ise Kiefer’in imzası niteliğinde olan bir başka malzeme kullanımı göze çarpıyor. Tahta, Alman sanat tarihinde önemli bir yere sahip bir malzeme çeşidi olduğundan Anselm Kiefer’in de ilgisini çekiyor. Sanatçı 1970’lerin sonlarında Alman tarih ve mitolojisini konu alan eserlerinde tahtaya yer vermeye başlıyor. Sergideki “Brünhilde/Grane” adlı eserinin merkezine yer alan at Wagner’in ¨Götterdammerung / Tanrıların Alacakaranlığı¨ adlı operasında yer alan at. Kiefer, ne kadar geleneksel olan bir malzemeyi yine geleneksel bir temada kullanıyor olsa da eserlerinin devasa boyutları ve malzemeyi farklı kullanımı ile bu tekniği kendince modernize etmeyi başarıyor.


“Your Golden Hair, Margate”, 1980

Artnews’in yaşayan en pahalı 10 Alman sanatçı listesinde yer alan Anselm Kiefer’in belki de en önemli eseri ne bu sergide ne de şimdiye kadar yapılmış başka bir sergide yer almıyor. Fransa’nın güneyinde, Barjac bölgesinde yer alan 35 hektar alanı kaplayan stüdyosu, kırsalın içinde yaratılmış güncel sanat ve mimari dolu bir vaha niteliğinde. Stüdyo deyince akla bir apartman dairesi gelir ama Kiefer’inki ortasında eski bir ipek fabrikası olan taş bir malikanenin olduğu dev bir arsa. İçinde amfitiyatrodan yer altı labirentlerine pek çok mistik bölümün yer aldığı arsa adeta Kiefer’in hayal alemi. Royal Acedemy’nin Sanat programları direktörü Tim Marlow’un anlatimiyla, “Kiefer’in çalışma alanı kendi başına bir sanat eseri oluyor. Daha sonra da bir kanvas, bir mekan, bir galeri ve başka sanatçıların üretimlerinin de etkileneceği bir fikre dönüşüyor.”


“Winter Landscape”, 1970

Met Beuer’daki sergi 8 Nisan’a kadar sürecek. Bu sergiyi gördükten sonra da Güney Fransa’ya, Kiefer’in Barjac’taki ‘stüdyo’sunu görmeye gitmek isteyecekler için belirtelim, stüdyo henüz halka açık değil. Şimdilik internetteki videolardan izlenebilecek sanatçının baş yapıtını bizzat görmek için vakıf haline geltirilip ziyaretçilere açılmasını bekleyeceğiz.

Yazı: Selen Sarıoğlu
 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız