SummerLove4-Banner_arttv.jpg

Art Basel 2015 TOP 10 | Yazan Banu Çarmıklı

Rirkrit Tiravanija’nın “ Do We Dream Under The Same Sky”  adlı açık hava performansı oldukça etkileyiciydi. Sanatçı fuarın bulunduğu ana binanın dış bölümünü bir açık hava mutfağına dönüştürmüş. Bu mutfakta; ziyaretçilere, körili pilav, organik sebze ve Thai usulü yemekler servis ediliyordu. İlk bakışta aldatıcı gibi görünen bu kavramsal çalışmada sanatçı, “yeme içme” olgusunu çağdaş sanat yolu ile izleyicinin katılımına açıyor. Bu enstalasyon bir yandan yeni bir sosyalleşme alanı yaratırken bir yandan da interaktif yapısı ile sanatçı ile izleyici arasındaki bariyerleri kaldırıyor. Belki bir sanat eserine bakmıyoruz ama onun bir parçası oluyoruz aslında. Bu Arjantinli misafirperver kişilik sanat ile yaşam arasındaki ayrımı inkar ederek yaptığı her çevresel aktivitede insanları o işe dahil ediyor. Farklı kültürlerden gelen insanlar sosyalleşerek aslına kendi sanatlarını oluşturuyorlar.


Rirkrit Tiravanija


Rirkrit Tiravanija

Fuarın Art Unlimited bölümünde, mekana göre tasarladığı performanslarıyla tanıdığımız Alman sanatçı Julius Vonun Bismarck’ın “Egocentric System” adlı performansı yer alıyordu. Sanatçı bu kez dönen bir platform üstünde; masasında okurken ya da yatağında yatarken, kısacası günlük rutin işlerini yaparken görülüyor. Adından da anlaşıldığı gibi bu performansında, sanatçı etrafında gelişen her türlü eylemi kendisi ile ilişkilendiriyor. Bismarck “Neden veya sonuçları” kendi varlığına yerleştirmesi ile “benmerkezcilik” kavramına göndermede bulunuyor.


Julius Vonun Bismarck

Ai Weiwei’nin 760 adet bisikletten oluşan “Stacked” isimli yerleştirmesi fuarda oldukça ilgi gören işlerdendi. Çin’de en yoğun ulaşım aracı olarak kullanılan bisikletlerden oluşan bu enstalasyon bir yandan sanat tarihinden Duchamp ve Warhol’a göndermelerde bulunuyor. Sanat eserinin, piyasa içerisindeki ticarileşmesine dikkatleri çekmek isteyen sanatçı burada bisikleti sahte bir güç aracı gibi kullanıyor. Ayrıca “Stacked” isimli bu yerleştirme Yang Jie adlı genç yaşta ölen bir çocuğa adanmış.


Ai Weiwei

Maha Malluh “Food for Thought” ‘Al Muallaqat 2014’ Riadlı sanatçı kendi yaşadığı bölgenin görsel kültürüne çok ilgili ve genellikle bu bölgedeki büyük küreselleşmenin etkilerine dikkat çeken işler üretiyor. Duvarlara dizilmiş irili ufaklı, alüminyum tencereler farklı farklı bit pazarlarından toplanmış. Geçmişte yaşanmış seyahat hikayeleri, anektotlar ve yeme içme kültürüne ait komik anıların beraberliğinden oluşan bu yerleştirme Arap tarihini, geleneğini, misafirperverliğini ve kişisel hikayelerini ön plana çıkarıyor.


Maha Malluh

Danimarkalı sanatçı Tal – R’ın “Garbage Man” isimli kolaj yerleştirmesi sanatçının yirmi sene boyunca biriktirdiği ansiklopedik imajların toplamından oluşuyor. Kırmızı duvara yerleştirilmiş yirmi seneyi kapsayan bu fotoğraflar fuar ziyaretçileri tarafından oldukça ilgi görüyordu.


Tal – R

Tony Lewis’in “ Never Argue with Police Officers and Address Them as Officer” isimli eseri sanatçının izleyiciyi yönlendiren veya uyaran tipik duvar yazılarından bir tanesiydi. 2013 tarihli bu eseri ile sanatçı, bir anlamda izleyicinin kendilerine yapılan yönlendirmeler karşısındaki algısını veya tepkisini ölçüyor.


Tony Lewis

Wael Shawky, “Cabaret Crusades: The Secrets of Karbala 2014” isimli eseriyle murano camlardan yapılmış ve tarih öncesi bir heykeli veya bir uzaylıyı andırırcasına giydirilmiş kuklalarını pleksi kutularda sergiliyordu. Sanatçı bu kuklaları, Haçlı Seferlerini, Arap bakış açısıyla ele alan Cabaret Crusades filminden esinlenerek üretmiş.


Wael Shawky

Nevin Aladağ’ın bu sefer Kunsthalle Basel’de gördüğümüz “Marsch” isimli eseri, “Mozart’ın 1783 tarihli 11 numaralı la major piyano sonatının Osmanlı Ordusu’nda Mehter Takımı’nın kullandığı ritimlerden esinlenerek bestelediği son bölümü olan “Rondo alla Turca”(Türk Marşı)dan yola çıkıyor. Sanatçı, İstanbul’daki askeri müzelerde yaptığı araştırmaların ardından Osmanlı Ordusu’nun 17. yüzyılda kullandığı top güllelerini örnek alarak dört farklı boyutta ürettiği 94 adet bronz gülleyi, mekânın birbirine paralel iki uzun duvarına çizilen dev boyutta portelerin üstüne, Mozart’ın eserinin notalarını andırır şekilde yerleştiriyor. İlk bakışta duvardaki portelerde notaların ritim ve süreyi işaret eden sapları ve kuyruklarından ayrılmış yuvarlak kısımlarını işaret eden büyük siyah küreler yerleştirilmiş gibi görünse de, yakından bakıldığında bunların sanki farklı kuvvetlerle duvara fırlatılmış izlenimi veren bronz gülleler olduğu anlaşılıyor.


Nevin Aladağ

Güney Afrikalı sanatçı “Marlene Dumas” çarpıcı resimleri ile yine fuarın en çok konuşulan sanatçılarından. Dominique Levy Gallery’den, yaklaşık bir milyon Euro’ya satılan “Yorgun Kadın” isimli eseri daha ilk günden alıcısını buldu.


Marlene Dumas

76 doğumlu, Mumbaili genç sanatçı Shilpa Gupta, bin adet mikrofon ile oluşturduğu sesli yerleştirmesi ile fuarda öne çıkan sanatçılardan bir diğeriydi. Dört dakikalık loop seslerin desteklediği yerleştirme karanlık bir odada sergileniyordu. 


Shilpa Gupta

Yazı: Banu Çarmıklı