SummerLove4-Banner_arttv.jpg

Dali Theatre Museum’da Büyülü Bir Tur | Yazan Gönül Özgürel


‘’Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında, Belki de benden çok onu… Babamın sevgisinin bu sınırları, yaşamımın ilk günlerinden itibaren çok büyük bir yara oldu benim için’’ diye anlatır Dali, adını aldığı abisinin ölümünü kabullenememiş anne ve babasının onda yarattığı acıları… Küçük yaşta yaşadığı ve anlamlandıramadığı bu sevgisizlik onun kimliğini bulma konusundaki sıkıntılarına daha derin bir anlam kazandırmıştır.
 
Salvador Dali’nin doğduğu Figurres’de, gençlik yıllarında ilk sergisini açtığı, eski tiyatro binası, 1960 yılında belediye başkanı tarafından Dali tiyatrosu ve müzesi olarak restore edilmek üzere Dali’ye verilmiş. Bu küçük kasabanın kaderide Dali müzesinin açılmasıyla değişmiş ve dünyada en çok ziyaret edilen yer ve müze haline gelmiş.
 
Dalinin bizzat tasarladığı müzenin çatısında, doğurganlığı ve üremeyi sembolize eden yumurtaları, dış duvarlarında ise bereketi anlatan katalan bölgesine has ekmek lokmaları var.Müze başlı başına bir eser ve dünyanın en sürrealist objesi olarak kabul ediliyor.Müzede sanatçının 4.000’den fazla eseri yer almakta.

Müzenin girişinde kafası yumurtadan kocaman bir filozof heykeli var. Ön cephesinde ise 1936 yılında Londra uluslararası sürrealist sergisine konuşmacı olarak katıldığında giydiği meşhur dalgıç kostümü…

 



Bahçesinde yer alan Dali’nin cadillac arabasının üzerine yerleştirilmiş bir bereket tanrıçası ve onun üzerine oturtulan efsanevi aşkı Gala’ya ait olduğu söylenen bir kayık mevcut. Kayığın üzerinden hareketi ve bereketi simgeleyen sperm dolu prezervatifler sarkıyor. Fantastic ögeler içeren bu heykel Dalinin sürreal bakış açısının çarpıcı bir örneği…

Dali, Gala’ya ait kayıktan sarkan sperm dolu prezarvatiflerle Akdenizin dalgalarını betimlediğini söyler...




Müzenin her bir köşesi Salvador Dali’nin Gala’ya olan aşkından izler taşıyan bir tiyatro sahnesi. Hayatında olduğu gibi bu sahnede de Gala herşeydir ve her yerdedir.



Girişteki ana salonda sanatçının Amerika’da yapıp Theatre Museum’a getirdiği Labyrinth adlı devasa tablosu tüm ihtişamı ile insanın iç dünyası ve bilinç altının zenginliklerine göndermeler yapıyor.



Labyrinth

‘’Palace of the Wind ‘’adını verdiği odanın tavanına çok ince detaylarlarla işlenmiş Gala ve Dali’nin öldükten sonra Cennete yükselişlerinin tasvir edildiği bu tablo tam anlamıyla büyüleyici…


Palace of the Wind

Gala’nın çıplak boy resmi gibi gözüken bu tablonun özeliği ise objektifinizden baktığınızda Abraham Lincoln portresine dönüşüyor olması.



Picasso’nun entellektüel değerlerini kendi bakış açısıyla işlediği bu tablosu önemli eserlerinden. Güzel ve çirkine karşı olan değişik yaklaşımı ile her zaman herkesi şaşırtmayı başarmış ressam bu eserinde de Picasso’ya olan beğeni ile karışık karmaşık duyguları üzerinden bir gönderme yapmıştır.


(Portraint of Picasso) 1947

Önde kırmızı dudak şeklinde bir koltuk, duvara asılı çizilmiş tablo şeklinde iki göz resmi ,ilk bakıldığında bir anlam taşımıyor olsada odada dizayn edilmiş merdivenlere çıkıp baktığınızda ünlü şarkıcı ve aktris Mae West’in tasviri çıkıyor karşınıza .Dudaklarıyla ünlü bu sanatçıyı, Dali zekasıyla ölümsüzleştiriyor,


Mae West Room



Portrait of Gala with Two Lamb Chops Balanced on her Shoulder 1933



Galatea of The Spheres 1952



Soft self portrait wıth Grılled Bacon. 1941




Muhteşem mücevher tasarımlarının olduğu bölüm de gezerken , sanatçının yaratıcılığına hayran olmamak mümkün değil.














Andrea John D’Female Nude
 

Tiyatro sahnesi gibi hazırlanmış, çarpıcı sunumlarla etkinleştirilmiş, birbirlerine göndermeler yapan eserlerin varlığı, sanatçının çoğu zaman hayatla dalga geçen, kimi zamansa zihninin sınırlarında kaybolduğum bir Salvodor Dali keşfetmemi sağladı. Çok sayıda büyüleyici eserin yer aldığı müzede yaklaşık dört saat defalarca dolaştığım salonların derinliklerinde kayboldum. Dali’nin Gala’ya olan aşkını ve sürreal bakış açısını sunduğu bu şaşırtıcı mekanı gezmek müthiş bir deneyimdi. Müzenin dev kubbesinin altındaki mahsende Dali’nin mezarının da bulunuyor olması bu tiyatronun sürrealist duruşuna ekstra bir anlam kazandırmış…
 


 

Fırsat yakalayanlar için mutlaka görülmesi gereken bir müze olduğunu belirtmek istiyorum. Sanat nefes almaktır, lütfen sanatsız kalmayın…
 



Yazı ve Fotoğraflar: Gönül Özgürel