Art TV-Contemporary.bannerlar-01.jpg

Dünyanın en eski müzelerinden Roma Capitolini Müzesi | Yazan Pelin Okvuran

Dünyanın en eski müzelerinden Roma Capitolini Müzesi | Yazan Pelin Okvuran
Pelin Okvuran 08.02.2016




Dünyanın en eski müzelerinden Roma Capitolini Müzesi şu sıralar ‘sansür’ haberleriyle gündemde.
İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ilk’ müze ziyaretinde ‘çıplak’ heykellerin karton kutularla kapatılması uygar sanatseverler tarafından oldukça sert eleştirildi. Hazır böyle bir ‘popülariteye’ ulaşmışken, geçtiğimiz ay ziyaret ettiğim müzeyi sizlere tanıtmak istiyorum.








Sansürlü heykeller



Capitolini Müzesi'nden Forum Manzarası

Roma’nın en yüksek tepesi ‘Capitol’e inşa edilmiş ve ismini bu tepeden almış Capitolini Müzesi, Roma’nın en fazla ziyaret edilen müzelerinin başında geliyor. Müzenin mimarisinde ‘dahi sanatçı’ Michelangelo’nun imzası var. 1471 yılında Vatikan’ın desteği ile başlatılan müze ve müze meydanı projesi ancak 1536 yılında Michelangelo’nun tasarımı ve düzenlemesiyle tamamlanabilmiş. Vatikan’ın bu desteğine karşılık Michelangelo 3 müze binasını ve müzenin içinde yer aldığı meydanı Forum’a değil Vatikan’a bakacak şekilde tasarlayarak Papa’ya güzel bir jest yapmış.



Orta bahçede keyfi yerinde Oceanus heykeli



Head of Constantine

Papa 4. Sixtus’un bağışladığı birkaç bronz heykel, hâlâ müzenin en değerli parçaları arasında gösterilmektedir. Sixtus’un bağışladığı bronz heykellerden ‘Dişi Kurt’(Lupa-Shewolf) heykeli aynı zamanda Antik Roma’nın sembolü ve günümüzde Sportiva Roma Futbol Takımı’nın amblemidir.



‘Dişi Kurt’(Lupa-Shewolf) heykeli

Bir dişi kurdun iki insanoğlu yavrusunu emzirdiği betimlenen heykelin Roman mitolojisine göre hikayesi şöyle: İkiz kardeşler Remus ve Romulus’un büyük babaları Numitor, kardeşi hain Amulius tarafından hunharca boğdurulur ve ikiz torunları Tiber nehrine ölüme bırakılır. Efsaneye göre, yavrularını yeni kaybetmiş anne kurt onları bulur ve besler. Kurt sütüyle beslenen ve güçlenen kardeşlerin sonu maalesef hazindir, bin bir türlü taht oyununa alet olan genç ikizlerden Romulus, Roma şehrini beraber kurdukları kardeşi Remus’u öldürür ve tahtın tek sahibi olur. Günümüzde hala o dişi kurt Roma’nın annesi olarak betimlenmektedir.



‘Dişi Kurt’(Lupa-Shewolf) heykeli detay

Ziyaretçiler tarafından en çok ‘selfie’ çekilen eserlerden biri olan bu heykel M.Ö. 5. Yüzyıl’da yapılmıştır.



‘Dişi Kurt’(Lupa-Shewolf) heykeli ve ben

Galeriler arasında gezinirken, sanatı ve sanatçıyı can-ı yürekten desteklemiş Papa Sixtus’un bağışladığı diğer bronz heykel ‘Spinario’ bir köşede ayağına batmış olan dikeni çıkarmak ile meşgul olduğunu görürsünüz. Roma Senatosu’na haber götürürken ayağına batan dikeni çıkarmak için soluklanan ulağın heykeli dönemin (M.Ö.1.yy) altın oran ve mükemmellik anlayışından uzak, natüralist bir bakış açısıyla yapılmış, ilginç ve görülmeye değer, özgün bir eserdir.



Papa Sixtus’un bağışladığı diğer bronz heykel ‘Spinario’

Müzenin diğer eserlerinden, Bernini’nin 1648 yılında yaptığı gözlerine bakanı taşa çeviren yılan saçlı Medusa’nın büstü bir diğer önemli heykel. Medusa’nın mutsuz ve kaygılı yüzünün sebebi, az önce aynada kendine bakmış ve taşa dönüşmüş olmasındandır.



Yılan Saçlı Medusa



Ölmek üzere olan Gaul heykeli

Hemen iç bahçede ise Konstantin’in başı, devasa ayakları ve belki de halkına işaret parmağıyla ufku gösterdiği 2 metrelik sağ eli sergilenmekte ve çok yakından incelenebilmektedir.



Konstantin'in sol ayağı





Utanılan ve sansürlenen şaheserlerden M.Ö.4.Yüzyılda yapılmış Venüs heykeli bütün ihtişamıyla başköşede sergilenmekte. Banyodan henüz çıkmış, havlusuna sarılmak üzereyken izlendiğini fark eden Venüs’ün yüzünde şaşkınlık ifadesi açıkça görülmektedir.



Sansürlenen heykellerden Venüs heykeli













Heykel severler için tam bir cennet sayılabilecek bu arkeoloji müzesinin giriş ücreti 15 euro (48 TL). Tavsiyem, tüm gününüzü geçireceğiniz bu müzede heykeller arasında gezmekten yorulduğunuzda güzel İtalyan yemeklerini yiyebileceğiniz, Antik Roma manzaralı balkonunda cappuccino’nuzu keyifle içebileceğiniz kafesine uğramanız.



Capitol Tepesi ve Capitolini Müzesi

Sansürsüz günlerde ve sansürsüz müzelerde görüşmek üzere…





Yazı: Pelin Okvuran

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız