Art TV-Contemporary.bannerlar-01.jpg

Galleria Borghese’de Bernini Rüzgârı | Yazan Pelin Okvuran

Galleria Borghese’de Bernini Rüzgârı | Yazan Pelin Okvuran
Pelin Okvuran 10.06.2016




Bernini'nin otoportresi

Coşku, ihtiras, acı, şiddet ve gözyaşı…
Yontunun ustası Gian Loranzo Bernini’nin sanatını tanımlarken ilk akla gelenler bunlar…



Galleria Borghese

Roma’yı Roma yapan bu usta sanatçıdan önce hiç kimse mermere bu denli canlılık vermemiştir.




Hisseden, acı çeken, ağlayan, haykıran figürleri onun hünerli parmaklarında kıvrılır, bükülür ve canlanır. Daha önceleri heykeller tanrısal ama cansız görünmekte ve ulaşılmazlığı simgelemekteydi. Bernini’den sonra yontunun canlandığı, ete ve kemiğe büründüğü söylenir hatta bazı sanat kuramcılarına göre Bernini’nin heykellerinden sonra Michelangelo’nun Davut’u bile cansız ve donuk kalmıştır.

Henüz 23 yaşındayken yaptığı ‘Proserpina ve Hades ( Proserpina’nın tecavüzü olarak da bilinir ) isimli eserini beraber inceleyelim.



Bernini Proserpina ayrıntı

Eserde, yer altı tanrısı Hades’in güzeller güzeli eşi Proserpina’yı yer altına götürmek için şiddetle onu kavradığı anı yüzümüze tokat gibi çarpmaktadır. Öylesine dinamik, dönemi için yenilikçi ve farklıdır ki sanat tarihi boyunca herkesin nefesini kesmiş ve dikkatini fazlasıyla çekmiştir.




Her ayrıntısında farklı bir duygu yoğunluğu ile karşı karşıya kalırsınız. Proserpina’nın yüzündeki çaresizlik ve yakarış, Hades’in yüzündeki zafere ulaşmışlığın rehaveti ile iç içe girmiştir. Hades’in Proserpina’yı nasıl kavradığı, parmaklarının etine nasıl geçtiğine yakından bakınca onların birer heykel olduğunu unutursunuz. Ayrıca, Hades’in yanındaki üç başlı köpek, Proserpina’nın hiç şansı olmadığını kanıtlar niteliktedir, vahşeti ve acımasızlığı iliklerinizde hissedersiniz.

Ünlü sanat eleştirmeni Rudolf Wittkomer’e göre ‘Kimse bir tecavüz sahnesini böylesine zarif ve aynı zamanda rahatsız edici yapamayacaktır’. Oğlu Domenico ise eseri ‘Acımasızlık ve şefkat arasındaki mükemmel tezatlık’ olarak tanımlamaktadır.



1605 yılında Roma’ya geldiğinde Papa’nın yeğeni Kardinal Scipione Borghese genç Bernini’nin gözündeki ışığı görür ve onu himayesi altına alır. O nedenle Bernini’nin birçok önemli eseri Roma’nın en büyük sanat galerisi ‘Galleria Borghese’de sergilenmektedir. Floransa için Medici ailesi neyse Roma için de Borghese odur ve Kardinal, bu soyluluğu ancak sanat ile ölümsüzleştirebileceğinin farkındadır.

Bernini’nin bir diğer çarpıcı eseri Kardinal’in 1632 tarihli büstüdür. Kalın ve güçlü bir boyun, sağ yöne doğru mağrur ve sert bakışlar, her an konuşacakmış izlenimi veren aralık dudaklar… Kurnaz Bernini, himayesi altında olsa bile Borghese’nin sıradan bir insan olduğunu ustaca betimler ve yalnızca yakından görebileceğiniz minik bir ayrıntı ile Kardinal’in kusursuzluğuna gölge düşürmeyi başarır. Düğmelerden birini iliğine tam geçirmeyerek insanı bıyık altından gülümseten bir muziplik ile bu sıradanlığı vurgular.



Cardinal Scipione Borghese

Borghese için yaptığı bir diğer ‘şaheser’ ise, Apollon ve Daphne heykelidir. Bu eserde yine Bernini’ye has dinamizmi görmekteyiz.




Apollon’un tam yakalamak üzereyken su perisi Daphne’nin ipeksi pırıl pırıl teninin ağaca, incecik parmakları ile parlak saçlarının dallara ve yapraklara dönüştüğü anı büyülenerek izleriz.




Barok Roma’nın yaratılışında önemli payı olan Bernini’nin sanatını incelemek için bile Roma’ya gidilir, Galleria Borhghese’nin meşakkatli rezervasyon sistemi itinayla geçilir ve yalnızca 2 saatliğine kalabileceğiniz galeriye ulaşabilmek için bütün o yollar tepilir ve sonra da eserlerin etkisinde büyülenmiş olarak yemyeşil Borghese parklarında bir kahve içilir…




Yazı: Pelin Okvuran

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız