OHB_ArtTV_728x90.jpg

Kendini Uzamında Arayan Kral Yolu | Yazan Sinan Eren Erk




Her sembol, temelini bir gerçeklikten alır. Pratik ihtiyaçların görsel ve işitsel düzlemde oluşturduğu her obje, her yapı, her ses, koku, form, renk, doku -duyusal olan her ne varsa- zamanla sembolizm literatürüne geçer. Yazınsal ve grafik öğeleri de içine alan sembolizm, bu haliyle kültüriçi veya kültürlerarası ölçekte, bilinç ya da kimi zaman bilinçaltı düzeyinde bir üst dil oluşturur. Bu dili okumak, çevremizdeki yaşamı anlamak adına önemli bir veri bankasını işler hale getirmektir.





Gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin temelindeki önemli yapılardan biri olan yollar, birçok farklı kültürde yer alan bir semboldür. Zamanın çizgisel düzlemiyle birlikte hep bir ilerleyişe sahne olan yollar, zamandan farklı olarak iki yönden de akar. Bağlayıcı ve birleştirici nitelikteki bu yapılar kimi zaman kavuşmanın, kimi zaman ayrılığın sembolü olmuşlardır.
 




Barış Sarıbaş, Piramid Sanat’ta açılan yeni sergisinde tarihteki en önemli yollardan birini, Efes’ten başlayıp Persepolis’te biten Kral Yolu’nu konu ediniyor. Sanatçı, konusuyla aynı adı taşıyan serginin hikayesini ‘manzaralar’ üzerinden anlatmayı seçmiş. MÖ 5. yüzyılda I. Darius tarafından tamamlanan Kral Yolu, o dönemin en önemli ticaret ve kültür rotası haline gelmiş ve bu durum doğal olarak büyük bir çeşitliliği de beraberinde getirmiş.





Ancak Sarıbaş, eserlerinin kurgusunda, kesinlik çerçevesinde bir yorumu aktarmaya çalışmaktansa, izler, renkler ve katmanları kullanarak, insanı insana bulduruyor. Klasisizm döneminin tek kaçış noktalı fonu, sergide bir kapıya dönüşüyor: İzleyici (gazer) sanatçının fırça darbelerini takip etmeli ki bu kapıyı aralayıp ardını görebilsin. Böylelikle izlemek yalnız görsel değil aynı zamanda sembolist bir yapbozun da parçalarını toplama eylemine dönüşüyor.





Batı ve Doğu arasındaki bu uzun yol, farklı eserlerde farklı özellikleri ön plana çıkarılarak resmedilmiş. Canlı renkler ve katmanlı dokular, uzayıp giden yolları, geniş ovaları, hep bir gidişi, hep bir akış halini tasvir ederken, bu yönü belli olmayan eylem, Romantizmin etken, yani keşfettiren manzaralarını, çağdaş sanatın keşfedilmeyi bekleyen panoramik yaşam izlerine, lirik bir anlatımla dönüştürüyor. İnsana dair olanı, araya doğadan –ve medeniyetlerin gölgelerinden- başka hiçbir aracı olmadan gören gözlere iletiyor. Bu şekilde, Sarıbaş’ın sembolist dışavurumcu çizgisi bilinenin yorumunu izleyiciye sunuyor ve resmin üç boyutlu uzamını tuval bezinin ötesine, şimdiki zamanın sürekli değişen gerçekliğine eşliyor.







Barış Sarıbaş’ın Piramid Sanat’ta 9 Şubat’ta açılan Kral Yolu sergisi 26 Mart’a kadar izlenebilir.


Yazan: Sinan Eren Erk