OHB_ArtTV_728x90.jpg

Miro’nun Kendine Yolculuğu | Yazan Gönül Özgürel

Yine Katalan yine Barselonalı bir sanatçı; Joan Miro. Bu durum ışıl ışıl parlayan Barselona’ya âşık olmak için yeni bir neden. Sosyal olaylara karşı isyankâr ama hassas yaklaşımı ve sanatı aracılığıyla oluşturduğu çok özel lisanı ile 20’nci yüzyılın en etkilenilen sanatçısı.
Resmi yok etmek üzerine kurduğu felsefe ve onu özel yapan sembol figürlerini konuşturan bir ressam Joan Miro. Yaşamı boyunca ürettiği eserlerin çoğunda kullandığı ve Miro efsanesini oluşturan kadın, yıldız, ay ve güneş figürleri onun yaşamla kurduğu bağın gücünü simgeliyor. Zen felsefesinden aldığı ve hayata karşı geliştirdiği spiritüel bakış açısı ise, onun eserlerindeki soyut geçişleri ve simgeleri anlaşılır kılıyor. Her zaman Zen varsa sen, sen varsan Zen yoktur felsefesini, eserlerindeki geleneksele olan karşı duruşu ile de belgeliyor.
Resmi öldürüp o anın ruhunu yakalamayı hedeflediğini çalışmalarında hissettiren sanatçı, yaşamındaki isyanlarının onu saf resme götürdüğünü söylüyor.
Boşluk kavramı içselleştirilmiş yaşam ve gerçeklik kavramlarını sorguladığı eserlerindeki geleneksel kurallara karşı çıkış şekli onu diğerlerinden ayırıyor ve her eserinde bilinç altında biçimlendirdiği figürlerini, heykellerini, kanvaslarını, duvar resimlerini hatta el dokuma halılarını sanat tarihindeki en değerli yere taşıyor.
 
 




Barselona’nın incisi Fundacio Joan Miro Müzesi kuruluşunun 40.yılı şerefine, 9 Nisan tarihinde sunuma açtığı özel koleksiyonlardan toplanarak geliştirilmiş yeni bir Miro koleksiyonu sergiliyor. Bazı önemli yenilikler ve vakıf koleksiyonundan parçalarla oluşturulmuş bu yeni sunum, sanatçının sanatsal kariyerinin bütün aşamalarını içeren sekiz bölümden oluşmakta. Bu yeni kurulum şekli Miro’nun düşünce yapısı ve eserleri üzerine kurguladığı anahtar kavramları gösteren ve dönemsel farklılıkları irdeleyen bir sunum içermekte…





Sergi; Arazi, Resmin Ötesinde, Şiddet Kaçış, Anonimlik, Şiir ve Sessizlik, Anti –Boyama, Sobreteixims, Sanat ve Gündelik Yaşam başlıkları altında bölümlere ayrılıp yerleştirilmiş.

Müzede sanatçının üretim dönemlerinde etkisi olduğu bilinen Mont-Roig kasabasındaki çiftlik evi ve sık sık inzivaya çekildiği Mayorka Adası’nda ürettiği çok sayıda eserde bulunmakta. Toprakla gökyüzünün ve dağların birbiriyle çatışması beni çok etkiliyor diyen sanatçı, primitizm kavramını Mont-Roig kasabasındaki ailesine ait çiftlik evinde içselleştirdiği bilinmektedir. Köklerinin olduğu bu kasabada gelenek ve modernleşme kavramını gözden geçiren ve aralarında tekrar bir denge oluşturan Miro en çarpıcı eserlerini burada üretmiştir. Miro’nun doğayla olan koparılamaz bağı 1956 yılında yerleştiği Mayarko Adası’ndaki aile evinde devam etmiştir. Burada kurduğu stüdyo onun en büyük sığınağı olmuştur.




Woman With 3 Hair Birds And Constellation 1973



Woman Encircled By a Flinght Of Birds In The Night 1968



 

Anonimlik
 
Anonimlik kavramı Miro için resmin katledilmesi, öldürülmesi, aynı zamanda sanata bireysel bakışın ötesine geçmek anlamına geliyor ve sanatçı diyor ki benim herhangi bir ekol ve sanatçıyla ilgim olamaz; ben sadece anonim olanla ilgiliyim ve kitlelerin bilinçsiz olarak ulaştığı bir anonimliği hedeflemekteyim.
Miro’nun bütün ömrü boyunca seslendirdiği bu duygusu kolektif ve kamusal bir sanat biçimine hedeflidir. Geleneksel sanata karşıt davransa da, tuval üzeri boyamaları reddetmez; onun poetik bir potansiyeli olduğunu düşünür ve her zaman sorgular.
Ona göre global sanat herhangi bir spesifik hareketin altında klase edilemez.

 






Letters and Numbers Attracted By a Spark 1968



The Bottle of Wine 1924



Painting 1925
 

Şiir ve Sessizlik
 
Benim çalışmalarım doğal bir şekilde ortaya çıkmalı, bir kuşun şarkıları veya Mozart’ın müziği gibi, herhangi bir zorlamayla değil diyor Miro.
Boşluk kavramını içselleştiren sanatçı, pek çok eserinde de bunu hissedilir biçimde dile getirmeye çalışıyor. 1925 ve 1927’de yaptığı eserlerde bu etki çok yoğun hissedilmekte. 1960’da Japonya’yı ziyaretinden sonra bu eğilimi tekrar ortaya çıkan sanatçının, Japon kültürüyle temas etmesi teknik ve materyalleri asimile etmesine sebep oluyor ve bu yapıtlarına daha ilerlemiş tekniklerle yansıyor.
Sık sık inziva süreçleri yaşayan sanatçının bu dönemleri düşünsel derinlik dönemleri olarak bilinir. Bu dönemde kanvasları dikkat çekici şekilde genişleyip renk çeşitliliği artmış ve şiir onun resme karşı daha kritik bir bakış açısı oluşturmasını sağlamıştır.
 


The Caress of a Bird 1967



Girl Escaping 1967



Burnt Canvas 1973



 

Anti Painting
 
1960’daki çalışmalarında çok çarpıcı bir (expressiveness) anlamlılık ortaya çıkmış. Sanatçı eserlerinde mekanik çalışmaları reddetmiş, genç neslin neler yaptığını takip altına alıp kendini tekrar gözden geçirmiş. Resimleri (abstract) soyut expresyonizmi hatırlatıyor olsa da, daha sonra bu akım içinde bir takım şeyleri stimülize ettiğini keşfedip, karşıt boyamalar diye adlandırdığı çalışmalarında keşifler ve bitmek bilmeyen deneyler yaparak, büyük format eserleriyle sınırsızlığını göstermiştir.
Miro bu döneminde gerçek şeylerin ötesine geçerek, (1930’ lardan itibaren) çalışmalarına unconvantionel bir takım uygulamalarla şiddet uygular, kanvasların üzerinde yarattığı tahribat ile geleneksel resim yapma kavramını ortadan kaldırmaya çalışır. Kanvasları yırtar, yakar ve deler bu eylemleriyle sanat pazarının ekonomik değerini ve ilgilerini sorgulamayı da hedefler. Amacı Franko diktasına karşı bir özgürlük savaşı, karşıt bir duruş ve eylem oluşturmaktır.
 



Tapestry of The Fundacio 1979



Pair of Lovers Playing with Almond Blossoms, 1975

 

Sobreteixims
 
Sanatçı tekstille olan ilk deneyiminde, resimden ayrı olarak çizgi dışı bazı işaretleri olan tekstil ögelerini informalist bir yaklaşımla ortaya çıkarmıştır. Miro malzeme seçiminde dokunma hissini başlangıç noktası olarak kullanmış ve bunu eserlerine de yansıtmıştır. Seramik çalışmalarında bu açıkça görülür. Miro’nun halk sanatına, halk kültürüne olan ilgisi sanatına yansımış ve efsanevi figürleri kaba rustic bir temelle, kimi zaman bir rölyef, kimi zamansa seramik, heykel ve tekstil ürünlerinde hayat bulmuştur.



Sobreteixim with Eight Umbrellas, 1973

 





Painting 19



Figures, Birds, Star 1978
 

Kaçış
 
Joan Miro için kaçış önemli bir kavram, çoğu eserinde gördüğümüz merdiven ve spiral fügürleri onun kaçış arzusunu tanımlayan simgeleri. Kuşlar, merdivenler ve yıldızlar ise onu yıldızlara götüren özlemleri… Sanatçıların acılarla yoğrulduğunu söyleyen Miro; acılarının onu derin bir kaçma arzusuna sürüklediğini sık sık ifade etmiş ve bu duygusunu eserlerinde de hissettirmiştir.
 
Sanat ve Günlük Hayat
 
Çalışmalarında mimari ile sanatı bir arada düşleyerek üreten sanatçı, kolektif binaları ve onların içindeki çaresiz insanların robot gibi yaşadığını düşünerek, sanat insanların bir uzantısı olmalıdır hatta yaşamın bir parçası olmalıdır düşüncesiyle, sanat ile mimarinin entegre edildiği çalışmalar yapmış ve sanatı yaşamın bir parçası haline getirmeyi hedeflemiştir. Sanat hayatında ilk aldığı siparişler kapalı alan duvar boyamaları olan sanatçı, seramik ve heykel konusundaki bilgisi arttıkça bu tekniklerin bir kısmını hava koşullarına dayanıklı bir takım materyaller kullanarak yapar.1960’lardan itibaren yaptığı bronz heykelleri buna örnek çalışmalardır. Miro’nun heykel ve seramiklerinde dikkat çekici olan doğa ile sıkı bir bağ içinde olmalarıdır.
O, eserlerini ait oldukları toprağa geri verdiğine inanır.
 
 


Pr



Personage, 1970

Bir yüzyıla adını yazdırmış, tarzı ve sanatsal duruşuyla farklılık ve farkındalık yaratmayı hedeflemiş bu sanatçının ruhundaki derinlikten etkilenmemek mümkün değil.
Yolu düşenlere mutlaka görmelerini tavsiye ediyorum.


Yazı: Gönül Özgürel