728x90-CB.jpg

Paris’in İlk Dijital Sanat Merkezi: Atelier des Lumières ve Klimt | Yazan Ece Melis Döven



Paris’in ilk dijital sanat merkezi Atelier des Lumières, Viyanalı sembolist ressam Gustav Klimt sergisiyle kapılarını izleyicilere açtığı Nisan 2018’den beri büyük bir ilgiyle karşılanıyor. 2013’te Fransa Kültürel Mekanlar (culturespace) Başkanı Bruno Monnier’in keşfettiği bu eski demir fabrikası 4 yıllık yenileme çalışmalarından sonra kocaman ve muhteşem bir alana dönüştürülmüş. Yenilenen çağ ile birlikte değişen, dijitalleşen sanat için bir alan oluşturulmuş.


Bu sergi, daha önce gezdiğiniz klasik sergilerden oldukça farklı; çünkü sadece resimlerden ibaret değil. Resimler, müzikler ve duygularınızın birleşimi bu sergiyi oluşturuyor. Yani aslında interaktif bir sanat tecrübesi. Sadece görsel deneyim olmaktan çıkıp, birçok duyunuza hitap ediyor. On metre yüksekliğindeki geniş duvarlara, tavana ve zemine yansıtılan ve Chopin, Strauss, Beethoven müzikleri eşliğinde değişen dijital resimler tüm etrafınızı sarıyor.


İçeride çalan klasik müziğin hızı ve temposuna göre beliren resimler sayesinde; müzik resimlere, resimlerse tüm izleyicilere karışıyor ve herşey bir bütün hale geliyor. İzleyici olarak resimlere ve müziğe dahil olmak, bence bu deneyimi eşsiz kılan nokta. Başınızı çevirdiğiniz her tarafta aynı resmin olmaması ise, sizi alanın içinde dolaşmaya ve her yönü keşfetmeye yöneltiyor. Akışına kapılmak istediğinizde ise yere veya banklara oturup keyifle izleyebilirsiniz.

 
Gianfranco Iannuzzi, Renato Gatto ve Massimiliano Siccard tarafından yönetilen sergi Gustav Klimt’in eserlerini dönemsel sırayla izleyicilere yaşatıyor. Neoklasik Viyana resimleriyle başlayıp, Secession dönemi, altın dönemi, doğa resimleri, Egon Schiele ve kadın resimleriyle son buluyor. Ardından gelen Hundertwasser adlı kısa sureli sergide ise Viyanalı diğer Secession sanatçılarının eserleri gösteriliyor.




Yaşadığım en güzel sanat deneyimlerinden biri olan bu sergi 6 Ocak 2019’da son bulacak, eğer gitme şansınız varsa mutlaka kaçırmayın. Daha kapıdan girmeden, içeriden gelen müziği duymanızla başlayan bu şahane deneyim çıktığınız ana kadar aynı büyüleyicilikle devam ediyor. Ben içeride 2 saat kaldım ve tüm gösteriyi baştan sona 3 kez izledim. Kalabalıklaştığında da aynı çarpıcılık devam etse de, ortamı daha iyi yaşamak için erken saatte gitmekte fayda var.



Yazan: Ece Melis Döven

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız