Art-Thessaloniki_728x90.jpg.jpg

Yarım kalan bir aşkın hikayesi; Napoli’nin Sırrı | Yazan Zuhal Demirarslan



Ferzan Özpetek’i ilk kez “Hamam” filmi ile tanıdım, “Karşı Pencere” ile üslubunu çok sevdim, “Cahil Periler” ile büyülendim, "Bir Ömür yetmez”le hüzünlendim, “Serseri Mayınlar”da umutlandım. Sabırsızlıkla beklenen filmi “Napoli’nin Sırrı” Twigy sponsorluğunda özel bir gösterimle tanıtıldı. Hani bazı filmler vardır ya, daha salondan çıkar çıkmaz tokat yemiş gibi hissedersiniz. Ferzan Özpetek’in filmleri öyle değil. Birden tokat yemiyorsunuz ama birkaç gün boyunca aklınızdan çıkmıyor film. Görüntüler, replikler, müzikler sürekli kurcalıyor aklınızı.



Tüm filmlerinde olduğu gibi bu filmde de imkansız aşka vurgu yapan Özpetek, yarım kalan bir aşkı, tutkuyu ve çocukluk travmalarını kendine has uslubuyla anlatmış. Filmin başrolünde “Karşı Pencere” den tanıdığımız Giovanna Mezzogiorno oynuyor. Bu kadının ilginç bir aurası var. Mimikleriyle, tavrıyla, hem uzak hem yakın hissettiriyor insana. Filme gelince; Napoli'de yaşayan Adriana (Giovanna Mezzogiorno) bir partide tanıştığı Andrea'dan (Alessandro Borghi) çok etkileniyor ve geceyi birlikte geçiriyorlar. Hayatının aşkını bulmuş olabileceğini düşünen Adriana, ertesi günkü buluşmayı iple çekiyor, ancak Andrea gelmiyor. Bundan sonrası için spoiler vermek istemiyorum ama Adriana için takip eden günlerin oldukça zor geçeceğini söyleyebilirim.



Ferzan Özpetek’in filmlerinde genelde iki hikaye oluyor. Şimdiki zaman ve geçmiş zamanda yaşanan hikayeleri paralel anlatmasını ve karakterleri farklı zaman dilimlerinde iç içe geçirmesini çok şiirsel buluyorum. Yarım kalmış eski hikayeler şimdiki zamanda yeni hikaye ile tamamlanıyor ama geçmiş zamanda yaşanan hikaye hep insanın içini daha fazla burkuyor ve filmin sonunda da masum bir hüzün bırakıyor. Bu filmde de böyle. Özpetek, yarattığı büyülü atmosferi oldukça başarılı müziklerle süsleyerek duygusal olarak izleyiciyi yakalamayı başarıyor.






28 Aralık 2017’de İtalya’da vizyona giren “Napoli’nin Sırrı”, İtalya’nın Oscar’ı olarak bilinen David di Donatello Ödülleri’nde tam 11 dalda adaylık elde ederken En İyi Sinematografi ve En İyi Yapım Tasarım dallarında ödülün sahibi olmuştu. İtalyan seyircisinin büyük ilgi gösterdiği, sinema eleştirmenlerinin “Hipnoz edici bir atmosferde geçen; melodram ve gerilim arasında gidip gelen bir film” diye bahsettikleri “Napoli Velata” oyunculuklarıyla eleştirmenlerden övgüler aldı. Moskova Film Festivali’nden de En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ile dönen film, BKM’nin desteğiyle Türkiye’de 26 Ekim’de vizyona giriyor.






Film İtalya’da vizyona girdikten sonra turizm turlarına da ilham verdi. Napoli Arkeoloji Müzesi’nin organize ettiği “Napoli’nin Sırrı” turları, filmde karşılaşılan gizemli sembolleri, filmin geçtiği mekanlarda keşfe çıkarttı ve dünyanın pek çok yerinden gelen turistler tarafından büyük ilgi gördü.



Yazı: Zuhal Demirarslan

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız