ekavbanner1.jpg.jpg

Esra Şatıroğlu | Beşinci Anlaşma | Summart Sanat Merkezi

71.295 izlendi

Esra Şatıroğlu

Beşinci Anlaşma

30 Nisan – 31 Mayıs 2019

Summart Sanat Merkezi

 

Aztek Uygarlığı, bugün Mexico City’nin bulunduğu alanda etkili bir tarım sistemine sahipti, Mayalar ise etkin bir takvim sistemine ve dünyanın yeni yedi harikasından birisine sahiplerdi. Güney Amerika uygarlıklarının bilinen bu iki majör kültürünün yanında, daha az bilinen ve bilgelikleriyle ön planda olan bir kültür daha bulunuyor: Toltekler. Bu bilge halkın öğretilerini Türkiye dahil dünyanın dört bir yanına ulaştıran isimse, bir zamanlar cerrah olan ve neredeyse ölümden döndüğü bir kaza sonrasında kendisini spiritüel öğretiye adayan Don Miguel Ruiz ve Toltek bilgeliğine sahip olan bu bilgenin öğretisi, Esra Şatıroğlu’nun “Beşinci Anlaşma” isimli kişisel sergisine hem ilham hem de adını veriyor. 

Don Miguel Ruiz’in 1997 tarihli “Dört Anlaşma” kitabı, uzun süre çok satanlar listesinde kalmıştı ve milyonlarca kopyasının basılarak, yayıldığı bir şöhrete sahip olmuştu. Ruiz, bu çalışmasında bilgeliğin dört önemli temel prensibini iletiyordu:

Kullandığınız sözcükleri özenle seçin.

Hiçbir şeyi kişisel algılamayın.

Varsayımda bulunmayın.

Daima yapabildiğinin en iyisini yap.

 

Esra Şatıroğlu, Ruiz’in “Dört Anlaşma” ve “Beşinci Anlaşma” çalışmalarından – elbette daha bir çok eserden – ilhamla oluşturduğu yapıtları, hem kendisinin hem izleyicinin bu bilgeliklere neden ihtiyaç duyduğunu ve en önemlisi, bunların hayatlarda nasıl değişimler yaratabileceğini gösterdiği için önemli. Çünkü, Ruiz’in çalışmasında ustaca gösterdiği gibi, doğumdan bu yana, kendi seçmediğiniz kurallara tabi olarak yaşamak maruz bırakıldığımız bir olgu. Öte yandan, bilgenin insanlara anımsattığı şey, insanların size söyledikleri ya da yaptıkları şeylerin aslında sizi değil, onları yansıttığı – Yani, bunları kişisel almamamız.

Yaşamdaki birçok ayrıntı, aslında asla seçemediğiniz ve üzerinde kontrol sahibi olmadığınız şeylerdir. Şatıroğlu’nun yapıtlarındaki gerçekler ve semboller dünyasını bu bağlam üzerinden düşünmek gerekiyor. Don Miguel Ruiz’in “ehlileştirme” (domestication) olarak adlandırıyor. Bu bir bireyin doğumundan itibaren yaşadığı bir süreç ve bu açıdan düşünüldüğünde kişi ana dilini, okulunu ve ailesinin aktardığı kültürel kodları seçemez. Peki, kişi kendisinin farkına varınca bu kodları ve sembolleri değiştiremez mi? Ebeveynlerinin, öğretmenlerinin, dininin, eşinin vb. etkenlerin belirlediği kurallara, çocukken ya da gençken müdahale edemezsiniz, ama sanatçının ustaca gösterdiği gibi ne zaman kendi sembol dünyanızı yaratırsınız, işte o zaman kendi varoluşunuzu oluşturabilirsiniz. 

Bu kolektif bilinçaltına dair en kötü şey, aslında, insanlık o kadar ehlileştirildi ki, artık bunu kanıksayarak yaşamaya devam ediyor. Örneğin yapmanız gereken bir şeyi zamanın yapmadığınızda, bireylerin sizi suçlaması bir yana, kişi kendisini zihinsel olarak suçlamakta, yargılamakta ve cezalandırılmakta. İşte şimdi Esra Şatıroğlu’nun işlerindeki belli belirsiz sözcüklere bakmak gerekiyor. Bir ritüele aitmiş gibi görülen sözcükleri kullanarak, aslında kullanılması gereken sözcüklerin, doğru seçilmesi gerektiğini iletiyor. Sözcüklerin belli belirsizliğinin nedeniyse, her bir bireyin kendi sözcüklerini oluşturması gerekliliğidir. 

Sanatçı işlerinde bize bu kısır döngülerden nasıl çıkabileceğimizin ipuçlarını sunuyor. Öncelikle yapılması gereken şey, kentin içinden yükselerek, kente ve coğrafyaya bir drone çekimindeymiş gibi bakabilmek. “Antik Kent”, “Kent Kitabı” ve “Binbir Gece Masalları” gibi çalışmalarında gördüğümüz bu kuşbakışı görünüm, insanlararası ilişkideki iletişimin, günün sonunda kişisel alınmaması gerektiğini anımsatıyor. Çünkü Ruiz’in dört anlaşmasındaki ikinci anlaşmaya bakılırsa, insanların size söylediklerinin aslında kendileri hakkında ne düşündüklerine dair olduğunu size anımsatıyor. Peki hiçbir şeyi kişisel almamaya nasıl ulaşılabilir? İşte bu noktada Ruiz’in önerdiği ve Esra Şatıroğlu’nun “Çöl Çiçeği”, “Gece Yolculuğu” ve “Karanlıkta Yol Gösteren” gibi çalışmalarında görselleştirdiği noktaya varmak gerekiyor: Kendini Bil! Kendinin farkında olmak ve kendinin ne olduğuna dair derin bilgiye sahip olmak, kabul ve değer görme arzusu arayışına son verecek ve kişinin kendisi olmasını sağlayacaktır.

Esra Şatıroğlu, kendiliğinin farkına varma yolunda, zihin/beden ikiliğini kurarak, bizi korkutan ve mutsuz eden inançlarımızdan arınmamız gerektiğini anımsatıyor. Bunu yapmanın yolu “Zihin ve Beden”, “Işık Olsun”, “Büyülü Orman” ve “Binbir Gece Masalları” çalışmalarında gördüğümüz gibi, boyut değiştirmekten geçiyor. “Zihin ve Beden”, “Işık Olsun”, “Çöl Çiçeği” ve “Tılsım” çalışmalarında temel konu edinilen ve diğer çalışmalarında mutlaka formuyla karşımıza çıkan çemberler, işte bu “Başka Boyutlara” gönderme içeriyor. Çünkü bir bakış açısına göre, evren çember şeklinde olmalı ki, başı ve sonu belli olmalıdır ve böylece tüm öykü okunabilmelidir. 

Böylece insanın kendisine zarar veren olayları ve kişileri affedebilmesi ve her şeyin ötesinde, tüm her şeyin bir anda bitebileceği düşüncesini aklında sürekli taşıması, bu bilgece yaklaşıma dair diğer önemli olgular. Tek bir gündelik hatanın ya da kazanın bütün günü etkilememesine dair hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor ya da bir kaybı, olanca vakuruyla taşımaya çalışmak. Sanatçının “Sahibini Arayan Mektuplar” çalışmaları, kaybını yaşadığı babasıyla kurduğu ilişkiye dair ipuçlarına sahip. Bazı çalışmalarında babasının kendisine yazdıklarını kullanıyor, ama bu yazılar yine belirsizler. Çünkü, sanatçının istediği özelde bu kaybın konuşulması değil, her bir izleyicinin kendi kayıpları üzerine düşünebilmesi.   

İşte şimdi tüm bu öyküyü sonuncu anlaşmaya ulaştırmak gerekiyor: “Kuşkucu ol, ama dinlemeyi bil”. Böylece, insan yaşamının tüm kurallarıyla bizi şekillendirmesine izin vermeden, sembolik bir dünya kurarak, bununla baş edebilme olanağı ortaya çıkıyor. Sanatçının resimlerindeki yılan, merdiven, şakra, lotus gibi semboller her bir resimde farklı anlamlar üstlenerek, yepyeni bir dünya açıyor. Çünkü tüm bilgimiz semboller üzerinedir. Gerçek ise, her zaman göreceli ve manipülasyona açıktır. 

Bu sergi, sevgi biriktiren, sevgiyi örgütleyen bir etkinlik olarak görülmeli. Buna vesile olan ise Don Miguel Ruiz. O halde Toltek bilgeliğine; Esra Şatıroğlu’nun resimleri aracılığıyla antik Toltek gizemine doğru bir yolculuğa hazır mısınız?

 

Müzik: Müzikotek



BENZER VİDEOLAR

ART BLOG