728x90-CB.jpg

Işığın Ustası Sorolla 111 Yıl Sonra Tekrar Londra'da | Yazan Nurdan Ateş

Işığın Ustası Sorolla 111 Yıl Sonra Tekrar Londra'da | Yazan Nurdan Ateş
Nurdan Ateş 9.07.2019
Işığın ustası Joaquin Sorolla Endülüs’ün parlak güneşi ve Akdeniz’in ılık meltemini Londra’ya taşıdı. The National Gallery, National Gallery of Ireland ve Museo Sorolla‘nın ortak çalışması olan ve Londra’da sanatseverlerle buluşan ‘Sorolla: Spanish Master of Light’ adlı sergi, sanatçının 58 çok değerli tablosunu içermektedir. Bu tablolardan bazıları ilk kez İspanya dışında sergilenme imkanı buldu. Eserleri en son 111 yıl önce, 1908 yılında Londra‘da Grafton Galleries’de sanatseverlerle buluşan sanatçının “Spanish Master of Light “sergisine ilgi çok büyüktü.
1863 Valencia doğumlu Sorolla, 2 yaşında iken anne ve babasını kolera salgınında kaybeder. Kardeşi ile birlikte teyzesi tarafından büyütülen Genç Sorolla’nın resme olan yeteneği genç yaşlarda keşfedilir. 18 yaşından itibaren resimleri National Exhibition of Fine Arts’da sergilenir ve Valencia Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edilir.


My Wife and Daughters in the Garden, 1910

Evlerinin bahçesinde sevgili eşi Clotilde ve kızları Maria, Elena ve köpekleri... Işığın çok parlak olmaması hatta hafif gölgede kalmaları bir öğleden sonrası hissiyatı uyandırıyor.

Büyük bir Tutku ile aşık olduğu ve tablolarında sıkça, sanatçının mankenliğini üstlenen eşi Clotilde García del Castillo ile 1888 yılında evlenip 1890 yılında Madrid‘e yerleşiyor ve 3 çocuğu oluyor. Valencia şehri eşi ve çocukları dışında en büyük tutkusudur. Madrid’de yaşamasına rağmen yazlarını mutlaka çocukluğunun geçtiği Valencia’da geçiren sanatçı için bu şehir onun ilham kaynağıdır. Tablolarına bakarken Akdeniz’in derin mavisini, güneşin en parlak sarısını, kumsaldaki çocukların neşeli seslerini, hafif esen meltemin yüzünüzdeki o eşsiz dokunuşunu hissetmemek mümkün değil.


The Return From Fishing, 1894

Genelde büyük ölçekli tuvaller üstünde tuvalini baştan başa serin bir beyaza boyayan yelken diken kadınlar, bir öğleden sonra yürüyüşünde zarif bir bayanın şapkasından uçuşan kurdelesi ya da denizin kumuna gömülmüş oynayan çocuklarla süslüyor. Hepsinin ortak özelliği, sabit duran tuval üzerinde akıp giden, sürekli hareketlik hissini uyandıran sanatçının renk paleti; mavinin, yeşilin, sarının güneşle ahenkli dansının tuvale yansıması... Sanatçı bu çalışmaları ile büyük ilgi topluyor ve eserleri Münih, Paris, Viyana, Venedik, Şikago ve hatta Buenos Aires’te sergileniyor. Ünü kendi ülkesi dışına taşan sanatçının bir tablosu 1900’lerde ABD Başkanı tarafından satın alınarak Beyaz Saray’a konuyor. 1895 yılında “Return From Fishing” adlı eserinin (Şu an Musee d’Orsay’de sergileniyor.) Paris Salonu’nda sergilenmesinin ardından, eser Fransız Devleti tarafından satın alınıyor. 1900’lerde sanatçı ’Yaşayan En Başarılı Empresyonist İspanyol Ressam’ ünvanını kazanıyor.

Paris’te Musee d’Orsay’den sergi için getirilen bu eser, sanatçının 1895 yılında Paris Salonu’nda sergilenmiş ve altın madalya kazanmış olması bakımından önemlidir. Fransız hükümeti tarafından satın alınan eser Musee d’Orsay bünyesindedir.


The Siesta, 1911

Bir yaz günü eşi, kızları ve kızlarının bir arkadaşı serin bir ağaç gölgesinde dinlenirken... Geniş fırça darbeleri önde yer alan hasır şapka, üzerine damlamış hatta dağılmış boya, elektrik yeşili çimler ve yoğun mavi gölgeler göz kamaştırıyor.


Boys on the Beach, 1911

Sanatçının çok önemli çalışmalarından biridir. Madrid’de Prado Müzesi’nden getirilen bu eser, sanatçının Valencia kumsalı, deniz ve çocuklar temalı çalışmaların en popüler olanıdır. Islak çocuk bedeni üstünde güneşin yansıması, dalgaların kumlar üzerindeki hareketi...


Clotilde&Elena on the Rocks, Javea 1905

Eşi ve kızı gök mavisi deniz ve turuncu kızıl kayalar üzerinde resmettiği tablo 1906 yılında ilk şahsi sergisi için yaptığı çalışmalarından biridir.


Running Along the Beach, 1908

Sanatçı 1908 yılında Londra’da Grafton Galleries’de ki sergisi sırasında British Museum’u ziyaret eder. Parthenon içinde bulunan heykeltraş Fidias‘a ait heykeller serisi 19.yy başında Lord Elgin tarafından Yunanistan’dan önce bahçesine getirilir. Oradan British Museum’a satılan bu heykeller Avrupa’da mermerden yapılmış ilk heykeller olarak kabul edilir. Mermeri oyma tekniği ve artistlik değeri bakımından bugüne kadar en ileri aşamada olan bu muhteşem heykeller sanatçının çalışma konusudur. Söz konusu heykellerde bu hızlı akıp giden, sürekli bir hareketlilik hissiyatı sanatçının çalışmalarında ilham kaynağı olur. Ayrıca Londra‘da kaldığı bu sürede gezme olanağı bulduğu galerilerde Fransız Empresyonist ressamlarının çalışmaları ve parlak renkleri ile tanışma fırsatı bulur. 1908’den sonra sıklıkla konu edindiği plajda, denizde yüzen, koşan çocuk sahneleri bu sürecin sonuçlarındandır.


Sewing the Sail, 1896

Balıkçı teknelerine yelkenli diken aile tablosu, Sorolla’nın büyük tuval çalışmalarının en güzel örneklerinden biridir. Bu çalışmasının ünü ve popülerliği ülke dışına çıkmış, uluslararası yarışmalarda sayısız ödül kazanmıştır. En son 1905 yılında Venedik Şehri tarafından satın alınarak Musei Civici di Venezia duvarlarını süslemektedir.


Strolling Along the Seashore, 1909

Eşi ve kızı Maria Valencia’da El Cabana sahilinde... Uçuşan beyaz elbiseler, eşinin elegan beyaz ayakkabıları, yüzünü gölgeleyen şapkasının kurdelesi... Kompozisyonda eşinin şapkası ve kumsal arasındaki orantısızlık resime akıp giden zaman ve hareket içinde bir an izlenimi veriyor.


Young Fisherman, Valencia 1904

Valencia Cabana Plajı’nda 2 farklı hayat; arkada denize giren ve eğlenen kaygısız çocuklar, önde aynı yaşlarda balıkçılık yaparak evine yiyecek ve para götürme telaşında bir çocuk.


Couples from Salamanca and Types from Salamanca, 1912


Bride from Lagartera, 1912

1912 yılında Amerikan Hispanik Topluluğu için bir dizi çalışmaya imza atıyor. Topluluğun kütüphanesinde sergilenen toplam 70 metre uzunluğunda 14 adet dev tuval üzerine gerçekleştirdiği bu çalışma ile İspanyol kültürüne, geleneğine, yaşam tarzına ve kostümlerine ait ögeler en ince şekilde tasvir edilmiş. 1919 yılında tamamlanan bu seri, sanatçının hayatında büyük bir başarı olarak kabul edilir. 1920 yılında evinin bahçesinde çalışırken felç geçiren sanatçı 3 yıl sonra hayata gözlerini yummuştur. Ölümü büyük bir üzüntü yaratan sanatçının cenazesi ulusal bir kahraman gibi büyük bir kortej eşliğinde törenlerle uğurlanmıştır.



Yazı: Nurdan Ateş

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız