base-728x90.jpg

Ahmet Güneştekin'in Başyapıtları Zaha Hadid imzalı Haydar Aliyev Müzesi'nde! | ARTtvNews

Ahmet Güneştekin'in Başyapıtları Zaha Hadid imzalı Haydar Aliyev Müzesi'nde! | ARTtvNews
ArtNews 4.10.2019

Ahmet Güneştekin’in Belleğin Alfabesi adlı kişisel sergisi, uluslararası platformlarla önemli ve prestijli projeler yürüten DAAX Corporation desteğiyle, mimarlık dünyasının şaheserlerinden biri olarak kabul edilen ve modern Bakü’nün mimari simgesi Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde açıldı. Sanat severlerin yoğun ilgisiyle 1 Ekim 2019 tarihinde açılan sergi, dilin aynasından bellek ve ölümsüzlük kavramlarına bakarak sanatçının geçmiş dönem ve son dönem başyapıtlarını bir araya getiriyor. 

Belleğin Alfabesi, sanatçının dilin renk algısı, mekân algısı ve düşünüşe etkisi üzerine yoğunlaşarak bellek ve ölümsüzlük arayışı üzerine çalıştığı işlerini kapsıyor. Küratörlüğünü Haydar Aliyev Vakfı’nın sanat danışmanı Emin Mammadov’un üstlendiği sergi, 30 Mart 2020’ye kadar devam edecek. 

Açılış nedeniyle Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde özel bir davet verildi. Azerbaycan tarihinin en önemli şairlerinden Nesimi Festivali’nin kapanış etkinliğiyle de birleşen serginin açılış konuşmalarını Haydar Aliyev Kültür Merkezi Direktörü Anar Alakbarov ve sanatçı Ahmet Güneştekin yaptı. Serginin açılışına sanat ve medya dünyasının önde gelen isimleri katıldı.
 


Balçiçek İlter, Ahmet Güneştekin, İnci Aksoy
 

Sergide sanatçının dile olan derin ilgisini gösteren Azeri romantik şairi Nesimi’ye adadığı Nesimi’ye Recm, aynı anda hem korkunç ve grotesk hem de hipnotize edici ve güzel olarak yorumlanan Ölümsüzlük Odası, uzaktan bakıldığında dönüyormuş hissi veren birbirine geçmiş bisikletlerden oluşan Dilek Ağacı, deşifre edilmesi gereken devasa bir bulmacaya benzeyen Yüzleşme yer alıyor. Sergide ayrıca sanatçının Tanrının Arka Bahçesi gibi cennet bahçesi hikayesini, insanlığın kısa bir süre için eriştiği fakat kaybetmesi kaçınılmaz olan ölümsüzlüğü bir şans hikayesi olarak yorumladığı son dönem işleri yer alıyor.
 


 

Nesimi’ye Recm içinde siyah harflerin yer aldığı bir kafesten oluşuyor; harfler kafeste rastgele atılmış gibi dağınık bir şekilde duruyor, harflerin bir kısmı kafesten dışarıya sızıyor. Benzer şekilde, kafesin etrafında da dağınık halde harfler bulunuyor. Bunlardan birkaçı siyahtan farklı renklerde. Recm Arapça bir kelime, anlamı ise “taşlama.” Suçluların taşlanarak işkence ile öldürüldüğü bir ceza olan Recm, uluslararası hukukta yasaklanmış bir eylem. Güneştekin’in işinin yarattığı çağrışımlar çok açık. Bir dil idam ediliyor ve bir şey yok oluyor: Sadece etnik ve dilsel kökler değil, toplumsal bilinç de.
 


Nesimi’ye Recm
 

Ölümsüzlük Odası düşüncesi Güneştekin’in Göbekli Tepe kazı alanının fotoğraflarını görmesiyle oluştu. Göbekli Tepe muhtemelen dünyanın en eski tapınak kompleksi, Mısır piramitlerinden bile eski. Kompleks ağırlıklı olarak, merkezde bulunan soyutlaştırılmış tanrılar oldukları tahmin edilen “t” şeklindeki sütunların önünde koruma görevi gören uzun dairesel duvarlardan oluşuyor. Sanatçı konsept olarak bu basit şekli alıyor ve onu; Gılgamış, Utnapiştim ve Zülkarneyn ile ilgili mitler ve efsaneleri İncil’deki Nuh hikayeleri ile karşılaştırarak ve bunların derin bir bağ ve yakınlık hissettiği Ezidi halkının öyküleriyle olan çarpıcı benzerliklerine atıfta bulunarak başkalaştırıyor.
 


Ölümsüzlük Odası
 

Dilek Ağacı, vurucu bir görüntüye sahip. Uzaktan bakıldığında dönüyormuş hissi veren, sarmala benzer bir metal kütle, sanki bir şey bir şafta dolanıyor. Heykel kırmızı rengiyle, bir kâsenin içinde yanan, alevleri yukarıya doğru titreyerek yanan bir ateş gibi parlıyor. Heykelin adı, çalışmanın konusunun bir ağaç olduğunu söylüyor. Dilek ağacı birçok kültürde bulunan ve değiştirilmiş biçimlerini Noel ağacı veya mayıs direği olarak da bilinen bir ağaç. Anadolu’da ise dileklerin bir ağaca emanet edildiği bu ritüele “nahıl” deniyor.
 


Dilek Ağacı


Belleğin Alfabesi sunduğu seçkiyle bugüne kadar insanlığı şekillendiren kelime kültürünün kurucularına bakmanın zorunlu olduğunu ve kültürel mirasa saygı duyulması gerektiğini gösteriyor. Kültürel mirasın taşlanarak –mecazi olarak– yok edilmemesi için ahlaki bir çağrıyı temsil ediyor. Ayrıca sanatçının çocukluğunda anadilinden dinlediği şiirlerin, masalların ve şarkıların ritimlerinin sanatının yapısını ve biçimini nasıl etkilediğini gösteriyor. Sergi 30 Mart 2020 tarihine kadar Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde görülebilir.



Yazan: Özge Kahraman

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız