Pandemi nedeniyle 2020 yılında faaliyetlerine ara veren Terakki Vakfı Sanat Galerisi, kapılarını yeniden açarken güçlü bir sergiyle izleyiciyi karşılıyor. Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” başlıklı kişisel sergisi, galerinin yeni dönemine yalnızca bir başlangıç değil, aynı zamanda kavramsal bir yön tayini sunuyor. 25 Mart - 24 Nisan 2026 tarihleri arasında Nazlı Pektaş küratörlüğünde gerçekleşen sergi, dijital sanatın estetik ve düşünsel olanaklarını derinlikli bir biçimde tartışmaya açıyor.
Terakki Vakfı’nın sanata yaklaşımı, bu serginin bağlamını anlamak açısından belirleyici bir rol oynuyor. Sanatı yalnızca üretim değil, aynı zamanda yaşatma ve aktarma sorumluluğu olarak ele alan vakıf, galeriyi öğrenciler, sanatçılar ve sanat izleyicileri arasında yaşayan bir köprü olarak konumlandırıyor. Bu yönüyle sergi, yalnızca bir izleme deneyimi değil; özellikle genç kuşakların dijital evrenle kurduğu ilişkiyi sanat üzerinden yeniden düşünmeye davet eden bir öğrenme alanı haline geliyor.
Selçuk Artut’un pratiği, matematik, algoritma ve estetik arasında kurduğu özgün dengeyle dikkat çekiyor. “Otonomi: Akışkan Geometri” sergisinde sanatçı, geleneksel geometrinin katı ve değişmez yapısını, kodun esnek ve dönüşken doğasıyla karşı karşıya getiriyor. Bu karşılaşma, izleyiciyi sabit form anlayışından uzaklaştırarak sürekli evrilen, nefes alan bir görsel evrenin içine çekiyor.

Serginin temelinde yatan düşünce, otoritenin yeniden dağıtımıdır. Sanatçı, yaratım sürecindeki mutlak kontrolünü algoritmalara devrederek, eserin nihai formunu belirleme gücünü kısmen makineye bırakır. Bu yaklaşım, sanat tarihinde sıkça karşılaşılan sanatçı merkezli üretim anlayışını sorgularken; rastlantı, olasılık ve otonom sistemlerin estetik üretimdeki rolünü görünür kılar. Ortaya çıkan işler, ne tamamen insanın ne de makinenin ürünüdür; aksine, ikisinin arasında sürekli müzakere eden hibrit bir yaratım sürecinin izlerini taşır.
Artut’un referans dünyası ise yalnızca dijitalle sınırlı değildir. Büyük Selçuklu’nun kozmik düzen anlayışı, Anadolu Selçuklu mimarisinin taş üzerindeki matematiksel örgüsü ve geleneksel çini sanatının simgesel dili, sanatçının işlerinde çağdaş bir yoruma kavuşur. Ancak bu referanslar nostaljik bir taklitten ziyade, geçmişin özündeki ritmin ve enerjinin yeniden yorumlanması olarak karşımıza çıkar. Sanatçı, biçimleri yeniden üretmek yerine, onların içsel dinamiklerini algoritmik sistemler aracılığıyla açığa çıkarır.
Bu bağlamda sergi, doğrusal bir zaman algısını reddeder. Geçmiş ile gelecek arasında kurulan basit bir köprü yerine; çok katmanlı, kesişen ve sürekli dönüşen bir zaman-mekân deneyimi önerir. Formlar sabit değildir; her an yeniden tanımlanır, çözülür ve yeniden kurulur. Bu dinamik yapı, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkararak, değişimin aktif bir tanığı haline getirir.

Nazlı Pektaş’ın küratöryel yaklaşımı da bu akışkanlığı destekler niteliktedir. Sergi, yalnızca eserlerin yan yana geldiği bir sunum değil; aynı zamanda düşünsel bir bütünlük taşıyan bir öneri olarak kurgulanmıştır. Pektaş’ın ifadesiyle, Artut’un geometrisi “zamanın ve algoritmanın içinde otonom bir varlık kazanır.” Bu vurgu, serginin merkezindeki temel soruyu görünür kılar: Bir form, kendi kendine var olabilir mi?
“Otonomi: Akışkan Geometri”, bu soruya kesin bir yanıt vermek yerine, izleyiciyi düşünmeye davet eder. Matematiğin katı yapısı içinde saklı olan şiirselliği açığa çıkarırken; aynı zamanda estetik deneyimin geleceğine dair güçlü bir perspektif sunar. Dijital çağda sanatın yönü, yalnızca yeni araçlar kullanmak değil; bu araçların düşünsel ve estetik sonuçlarını da sorgulamaktan geçmektedir.
Selçuk Artut’un bu sergisi, Türkiye’de dijital sanatın geldiği noktayı göstermenin ötesinde; sanat, teknoloji ve insan arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı bir eşik olarak okunabilir. Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin yeniden açılışına eşlik eden bu sergi, izleyicisini yalnızca görmeye değil, yeniden düşünmeye ve yeniden görmeye davet ediyor.
Selçuk Artut / Otonomi: Akışkan Geometri / Küratör: Nazlı Pektaş / Terakki Vakfı Sanat Galerisi / 25 Mart - 24 Nisan 2026
dün
Venedik’e Uzanan Sanat Yolculuğu: Trendyol Sanat’tan Küresel Vizyon
dün
Gönül Nuhoğlu'ndan Maçka Sanat Galerisi'nde Görünürlük ve Yokluk Arasında Bir Sergi
dün
DG Art Gallery & Project, CI Bloom’da Medyumlararası Bir Karşılaşma Öneriyor
2 gün önce
Royal Academy’de Yeni Dönem: Helen Legg Direktörlüğe Atandı
2 gün önce
“Hafızanın Coğrafyası” Loft Art'ta