b88c0935-8d7e-4e35-8f3b-68671a054abf.jpg

İstanbul Modern’de 1940’lardan Günümüze: Aynı Mavinin Altında

ArtNews

13 saat önce

Kapak: Serginin küratörleri Deniz Pehlivaner & Çelenk Bafra

İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi Aynı Mavinin Altında, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan günümüze uzanan dönüşümünü yeni bir küratöryel okumayla izleyiciye sunuyor. Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner küratörlüğündeki sergi, Türkiye’den ve dünyadan 119 sanatçının 230 yapıtını bir araya getirirken, müze koleksiyonundaki 43 yapıtı da ilk kez izleyiciyle buluşturuyor.

İstanbul Modern, kuruluşundan bu yana geliştirdiği koleksiyonunu Aynı Mavinin Altında ile yeniden yorumluyor. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından desteklenen koleksiyon sergi salonunun yanı sıra müzenin dört katına yayılan sergi, kronolojik sanat tarihi anlatısıyla tematik okumaları aynı kurgu içerisinde buluşturuyor.

Elif Uras, Bu Çark Zor Dönüyor, 2024.

Farklı zamanları birbirine bağlayan “mavi”

Sergiye adını veren “mavi”, yalnızca görsel bir ortaklık değil; farklı dönemler, coğrafyalar ve sanat pratikleri arasında ilişkiler kuran küratöryel bir zemin olarak ele alınıyor. Denizleri, ufukları, düşleri, özgürlüğü, mesafeleri ve yakınlaşmaları çağrıştıran renk, serginin farklı tarihsel katmanlarını birbirine bağlayan ana izleğe dönüşüyor.

İstanbul Modern Artistik Direktörü ve serginin eş küratörü Çelenk Bafra, müze koleksiyonlarını kurumların geçmişi nasıl okuduğunu, bugünü nasıl yorumladığını ve geleceği nasıl tahayyül ettiğini görünür kılan düşünsel yapılar olarak değerlendirdiklerini belirtiyor. Aynı Mavinin Altında da bu doğrultuda kronolojiyi bütünüyle terk etmek yerine tarihsel süreklilik ile tematik ilişkileri yan yana getiriyor.

Aynı Mavinin Altında. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

1940’lardan 2000’lere, ardından bugüne

Serginin ilk bölümü, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan 2000’li yıllara uzanan gelişimini tarihsel bir akış içerisinde ele alıyor. Soyut sanatın erken örneklerinden figüratif yaklaşımlara uzanan seçki, sanatçıların değişen estetik arayışlarını dönemin toplumsal ve kültürel dönüşümleriyle birlikte değerlendiriyor.

İkinci bölüm ise 2000 sonrası üretimleri kronolojik sıralamadan çıkararak güncelliğini koruyan meseleler çevresinde yeniden bir araya getiriyor. “Savaş, Yıkım, Yerinden Edilme”, “Doğa, Motif, Dönüşüm”, “Temsil, Anlatı, Gelenek” ve “Kent, Mekân, Katman” başlıkları; göç ve tarihsel travmalardan ekolojik kırılmalara, toplumsal cinsiyetten görünmeyen emeğe, kimlikten kentsel hafızaya uzanan farklı tartışma alanları açıyor.

Eş küratör Deniz Pehlivaner ise serginin 1940’lardan bugüne uzanan üretimleri güncelliğini sürdüren meseleler üzerinden yeniden düşünmeye çağırdığını; sanat tarihsel ilişkiler, sanatçılar arasındaki bağlantılar ve kadın sanatçıların görünürlüğünün küratöryel kurguda öne çıkan başlıklar arasında bulunduğunu ifade ediyor.

Yaşam Şaşmazer, Karanlığı Ehlileştirmek, 2013.

43 yapıt ilk kez sergileniyor

Aynı Mavinin Altında aynı zamanda İstanbul Modern koleksiyonunun daha önce sergilenmemiş yapıtlarını görünür kılıyor. Fatoş İrwen’in Rosa, Yaşam Şaşmazer’in Karanlığı Ehlileştirmek, Aslı Çavuşoğlu’nun ANNEX, Candeğer Furtun’un Alkış ve Burçak Bingöl’ün Hatayi adlı çalışmaları ilk kez izleyici karşısına çıkan yapıtlar arasında. Antonis Donef, Julie Mehretu, Elif Uras, Attila Galatalı, Mirak Jamal ve Gülsün Karamustafa’nın koleksiyondaki çalışmaları da ilk kez sergileniyor.

Sergi yalnızca koleksiyon salonuyla sınırlı kalmıyor. Fuayelerden kütüphaneye, dış cepheden sinema fuayesine uzanan yerleştirmelerle müzenin farklı noktaları serginin parçasına dönüşüyor. Bettina Pousttchi, Anthony Cragg, Liam Gillick, Tracey Emin, Hans Op de Beeck, Seyhun Topuz ve Lee Bul gibi sanatçıların yapıtları bu genişleyen sergi rotasında yer alıyor. Claudia Pagès Rabal’ın 18. İstanbul Bienali’nin ardından İstanbul Modern koleksiyonuna dahil edilen Beş Savunma Kulesi adlı yapıtı da ilk kez müzede sergileniyor.

Türkiye’den ve dünyadan farklı kuşakları yan yana getiren Aynı Mavinin Altında, İstanbul Modern koleksiyonunu sabit bir sanat tarihi anlatısı olarak sunmak yerine; dönemler, sanatçılar ve güncel meseleler arasında yeniden kurulabilen ilişkiler üzerinden okumaya açıyor.



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin