Soyut Amerikan resminin son yarım yüzyıldaki en etkili isimlerinden Mary Heilmann, 86 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının stüdyosunun açıklamasına göre Heilmann, 14 Ağustos Cuma günü New York, Riverhead’deki bir hastanede, geçirdiği düşmenin ardından gelişen komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdi.
1940’ta San Francisco’da doğan Heilmann, edebiyat eğitiminin ardından seramiğe yöneldi; San Francisco State University ve University of California, Berkeley’de çalışmalarını sürdürdü. Berkeley’de Amerikan seramik sanatının önemli isimlerinden Peter Voulkos ile çalışan sanatçı, 1968’de New York’a taşındı. Robert Smithson, Dan Graham, Lee Lozano ve Gordon Matta-Clark gibi isimlerin yer aldığı dönemin avangart çevresiyle yakınlaşan Heilmann, başlangıçta Post-Minimalist heykeller üretti.
1969’da Whitney Museum of American Art’ın dönemin önemli sergilerinden “Anti-Illusion: Procedures/Materials” sergisine dahil edilmemesinin ardından resme yönelmesi, kariyerinin belirleyici kırılmalarından biri oldu. Heilmann, sonraki yıllarda geometrik soyutlama, Renk Alanı resmi ve Minimalizmin biçimsel mirasını kişisel hafıza, gündelik yaşam ve popüler kültürle buluşturan özgün bir resim dili geliştirdi.

New Museum’da gerçekleştirilen “Mary Heilmann: To Be Someone” sergisinden görünüm.
Izgaralar, kareler, noktalar, çizgiler ve monokrom yüzeyler onun çalışmalarında yalnızca biçimsel unsurlar olarak kalmadı; kişisel deneyimlerin ve anıların taşıyıcılarına dönüştü. Heilmann, her resminin geçmişinden ya da hayal ettiği geleceğinden bir ânı çağıran otobiyografik bir işaret olarak görülebileceğini ifade ediyordu.

Mary Heilmann, The End,1978
Sanatçının üretimindeki önemli dönüm noktalarından The End (1978), yakın çevresinden Norman E. Fisher ve Gordon Matta-Clark’ın ölümlerinin ardından ortaya çıktı. Heilmann bu dönemden itibaren modernist biçimciliğin kurallarından uzaklaşarak soyutlamayı içerik, duygu ve kişisel deneyim üzerinden yeniden düşünmeye başladı. Rosebud (1983), Robert’s Garden (1983) ve Sea Wall (1986) gibi çalışmalar, 1980’lerde olgunlaşan bu yaklaşımın önemli örnekleri arasında yer aldı.

Whitney Museum of American Art’ta gerçekleştirilen “Mary Heilmann: Sunset” sergisinden görünüm.
Heilmann’ın kurumsal ölçekte tanınması ise görece geç gerçekleşti. 2007’de başlayan kapsamlı retrospektifi “To Be Someone”, ABD’de farklı kurumlara taşındı ve 2008’de New Museum’da gösterildi. 2015’te Whitney Museum of American Art’ta gerçekleştirilen “Mary Heilmann: Sunset” ise sanatçının resim, mimari ve mobilya arasında kurduğu ilişkiyi müze ölçeğine taşıdı.
Üretimi altmış yılı aşan Heilmann, modernist soyutlamanın mirasını mizah, hafıza, renk ve gündelik hayatla yeniden ilişkilendiren yaklaşımıyla kendisinden sonraki kuşaklar üzerinde güçlü bir etki bıraktı. Geometrik soyutlamanın katı kurallarını kişisel ve duygusal bir dile açan sanatçı, çağdaş resmin yönünü değiştiren isimlerden biri olarak sanat tarihinde yerini aldı.
2 gün önce
Frida Kahlo’nun Eserleri Miras ve Mülkiyet Tartışmalarının Merkezinde
2 gün önce
Özdemir Altan Hayatını Kaybetti: Türk Resminde Yetmiş Yılı Aşan Bir Miras
2 gün önce
Renoir Müzesi’nde Şafak Soygunu: İki Eser Kayıp
3 gün önce
Hakan Gürbüzer METANOIA ile Galeri 77’de: Kübizm ve Hiperrealizm Arasında Parçalı Bir Gerçeklik
3 gün önce
İstanbul Modern’de 1940’lardan Günümüze: Aynı Mavinin Altında
SYaz
🙏🏼:( RiP 🙏🏼