Veri Müzeye Dönüştü: DATALAND Yapay Zekâ Sanatında Yeni Bir Çağ Açıyor

ArtNews

18 saat önce

Kapak: Machine Dreams: Rainforest

Yapay zekâ destekli sanatın son yıllarda ulaştığı görünürlük, artık yalnızca sergiler ya da bienaller üzerinden değil, bütünüyle bu üretim biçimine adanmış bir müze aracılığıyla yeni bir eşiğe taşınıyor. Refik Anadol ile Efsun Erkılıç'ın kurucuları olduğu DATALAND, 20 Haziran 2026'da Los Angeles'ta kapılarını açarak dünyanın yapay zekâ sanatına adanmış ilk müzesi unvanını kazandı. Frank Gehry imzalı The Grand LA kompleksinde konumlanan yaklaşık 25 bin metrekarelik yapı, yalnızca eserlerin sergilendiği bir mekân değil; veri, algoritma, mimarlık ve ziyaretçi deneyimini aynı sistem içinde buluşturan yaşayan bir sanat ekosistemi olarak tasarlandı. Müze, yapay zekâyı bir üretim aracı olmanın ötesinde yeni bir estetik dil ve kültürel araştırma alanı olarak ele alıyor.

DATALAND'in açılış sergisi Machine Dreams: Rainforest, Refik Anadol Studio tarafından geliştirilen, doğaya ait görsel, işitsel ve çevresel verilerle eğitilmiş üretken bir yapay zekâ modeli olan Large Nature Model (LNM) üzerine inşa ediliyor. Milyonlarca bitki, hayvan, mantar, uydu görüntüsü ve doğal ses kaydını bir araya getiren sistem; doğayı taklit etmekten çok, onun dijital hafızasını öğrenerek yeni görsel evrenler üretiyor. Böylece yapay zekâ, yalnızca veri işleyen bir algoritma değil, doğanın kolektif belleğini yorumlayan yaratıcı bir araç hâline geliyor. Görüntü, ses, koku ve mekânsal projeksiyonların birlikte çalıştığı beş galerilik sergide ziyaretçiler, biyometrik sensörlerle isteğe bağlı olarak deneyimin bir parçasına dönüşüyor; kalp ritmi ve fiziksel tepkiler, yapay zekânın ürettiği görsel evrenle etkileşime giriyor. Müze yönetimi, biyometrik verilerin deneyim sonrasında silindiğini ve ziyaretçilerin sensör kullanmadan da sergiyi gezebileceğini belirtiyor.

Refik Anadol, Efsun Erkılıç

Refik Anadol için DATALAND, uzun yıllardır sürdürdüğü veri estetiği araştırmalarının kalıcı bir kurumsal karşılığı niteliğinde. MoMA'daki Unsupervised, Machine Hallucinations serisi ve kamusal ölçekte gerçekleştirdiği veri temelli enstalasyonlarla uluslararası ölçekte tanınan sanatçı, bu projeyle üretim pratiğini bir müze modeline dönüştürüyor. Müze yalnızca sergi programıyla değil; yapay zekâ araştırmaları, sanatçı rezidansları, eğitim programları ve disiplinlerarası iş birlikleriyle de faaliyet göstermeyi hedefliyor. Bu yönüyle DATALAND, klasik müze anlayışından çok, sanat ile bilim arasında çalışan bir araştırma laboratuvarını andırıyor.

DATALAND

DATALAND'in açılışı, yapay zekâ sanatına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Destekçileri projeyi dijital sanat tarihinin kurumsallaşması açısından dönüm noktası olarak değerlendirirken; eleştirmenler, yapay zekânın etik sınırları, büyük teknoloji şirketleriyle kurduğu ilişkiler ve veri kullanımına dair soruların hâlâ güncelliğini koruduğunu vurguluyor. Buna rağmen DATALAND, yapay zekâ destekli sanatın geçici bir teknoloji gösterisi olmaktan çıkarak müzecilik tarihinde kalıcı bir yer edinmeye başladığını gösteren en güçlü örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Refik Anadol'un veriyi "pigment" olarak tanımlayan yaklaşımı ise artık yalnızca tekil eserlerde değil, başlı başına bir müzenin kurucu fikrine dönüşmüş durumda.



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin