Bilmez Misiniz ki Türküler Yanmaz

Eda Gündüz

3 saat önce

2 Temmuz 1993… Üzerinden 33 sene geçti ama geçen o 33 sene katliamda hayatını kaybeden 33 sanatçı ve aydının izini silemedi. Oysa Madımak Oteli’nde alevlerin arasında yok olan hayatlar şu anda yeni şiirler, yeni halk besteleri üretiyor olabilirdi. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için bir araya gelen sanatçıların amaçları ise birdi; sanatla bir olmak, var olmak. Ben 1993 yılında henüz dünyada değildim ama insanı, sanatı ve sanatçıyı koruma mirası bana da devredildi, çünkü onlar şiirleri ile birilerini veya bir şeyleri değiştirebilirdi. Artık böyle bir şansları yok o yüzden onların şiirlerine tekrar ses verip bırakıldıkları yerde solmalarını engellemek bize düştü.

Her yıl Sivas’ta gerçekleşen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin o yılki açılış konuşmasını yapan yazar Aziz Nesin, o gün Madımak Oteli’nde yaşadıklarını anlatırken şöyle söylüyor “Birimize bir şey olursa kalanlar ne yapar diye sorulduğunda, 'kalanlar, ölenler için şiirler yazar.' denilerek bekleniyordu ölüm.” Öyle de oldu, kalanlar gidenler için şiirler yazdı. Aziz Nesin arkadaşlarını anarken insanlığı kucakladı, “Suç ne bende ne de sende/Suç seni karanlıklara gömenlerde/Ne de olsa yurttaşımsın/Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne/Bilmelisin bir yerin var canevimde”. O dizeleri ile insan olmanın, sanatçı olmanın suç olmadığını hatırlattı. Edip Akbayram Türküler Yanmaz’da “Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz/Güllerim yandı yüreğim dayanmaz/Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz/Bilmez misin ki türküler yanmaz” diyerek aslında bunu özetlemişti, türküler yanamazdı aynı fikirler gibi… Ataol Behramoğlu’nun dizeleri de Zülfü Livaneli’nin Yangın Yeri’nde hayat buldu, “Kucaklıyor beni Metin Altıok/Aldırma diyor gülerek/Yaşamak görevdir yangın yerinde/Yaşamak insan kalarak” Metin Altıok hayatta olmasa da onların kalemini kucaklayabilmişti. Belki de zaten gideceklerini biliyorlardı, zira Metin Altıok kız kardeşi Meral Altıok’a şöyle demişti, “On taneden fazla şiir kitabı çıkarmayacağım, elli yaşından fazla yaşamayacağım, ölümüm yatağımda sıradan bir ölüm olmayacak”. Öyle de oldu, 52 yaşında edebi dünyamıza veda eden Metin Altıok’un gayesi de insan kalarak yaşamaktı. Peki ya insan kalarak yaşayabilmek için ne gerekirdi? Belki de yalnızca nefretten daha güçlü olabilecek tek duygunun sevgi olduğunu hatırlamak yeterdi. Çünkü insanın insana yaptığını, bir ateş tek başına yapamazdı, Sezen Aksu’nun kaleminden ise şu dizeler dökülmüştü: “Kulların kullara ettiğini/Etmiyor en zalim harın ateşi/Bugün dua ettim hepimiz için/Yüce Tanrı bizleri affetsin”. Kalanlardan gidenlere yazılan bir diğer veda ise Mazlum Çimen’in yangında hayatını kaybeden babası Aşık Nesimi Çimen anısına yazdığı şu dizelerdi: “Öyle bıkmışım ki kendimden/Kurudum düştüm dalımdan/Sanki ruhum çıktı canımdan/Sen benden gittin gideli”. 

Kimler kimler gitti, geri gelemeyecek olsalar da arkalarında bıraktıkları bir miras vardı. Bir şairin arkasında bırakabileceği en güçlü miras da satırlarıyken Madımak Oteli’nin merdivenlerinde bir araya gelmiş sanatçılardan, biz bu şiiri okurken onun da dediği gibi başka bir şehirde hayata gözlerimi yummuş olan Behçet Aysan’dan ve yazılarının toplatılacağını, dizelerinin yakılacağını ve geride genç bir ölüm kalacağını bilen yalnızca yirmi iki yaşında aramızdan ayrılan Hasret Gültekin’den, bu günlere işte bu dizeler kaldı:

Behçet Aysan

 

Behçet Aysan – Beyaz bir Gemidir Ölüm

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
olurum

kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan

rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış

dağıtılmamış
bildiriler gibi

uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.

çünkü beyaz bir gemidir ölüm

siyah denizlerin hep
çağırdığı

batık bir gemi

sönmüş yıldızlar gibidir

yitik adreslere benzer
ölüm

yanık otlar gibi

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm...

Hasret Gültekin

Hasret Gültekin – Bu Gece Bendeki Canıma

Bu gece
ben giderim resmim kalır,
belli ki bir hevesim kalır,
gözüm arkada kalmaz,

Seni göresim kalır..
Sesim kalmaz,
sözüm kalmaz,
yarım kalır bir öykücük,
bozulmuş bir tılsım kalır.
Güze ulaşır vakit
kurur dallar,
ayaz kalır…
Gece çöker baykuş öter,
yaşanmamış bir yaz kalır.
Söner içimdeki yangın,
direnen kımıl, göğ ekinler,
açar güneş,
mevsim ilkbahara döner,
yemyeşil bir tınaz kalır.
Alacak renkler susar,
ortada tek “beyaz” kalır.
Çürür düzen zulüm biter,
kar altında gülüm biter,
vakit ulaşır yolum biter,
bir de yasak? adım? kalır.
Toplatılır yazılarım,
yakılır dizelerim,
kurutulur gözlerim,
geride genç ölüm kalır.

 



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin