Play Again: Rahşan Düren'in Sanatında Cesaret, Oyun ve Yeniden Başlamak

Duygu Aydemir

11 saat önce

Psikiyatrist ve sanatçı Rahşan Düren ile “Play Again” sergisi üzerine; üretim, özgürlük ve sanatın neden cevaplardan çok sorularla ilgilendiğine dair bir sohbet.

“Bilim cevap arar; sanat ise soru sorar.”

Rahşan Düren'le “Play Again” sergisi üzerine yaptığımız sohbetin en akılda kalan cümlesi buydu.

İlk bakışta basit gibi görünen bu yaklaşım, konuştukça farklı yönleriyle açılıyor. Çünkü Düren için sanat, bir düşünceyi kanıtlamanın ya da izleyiciyi belirli bir sonuca ulaştırmanın yolu değil; insanı belirsizlikle baş başa bırakabilen ender alanlardan biri.

Beyoğlu'ndaki Tarhan Han'da izleyiciyle buluşan “Play Again”, bu yaklaşımın mekândaki karşılığı gibi. Büyük ölçekli resimler ve heykeller, yapının tarihî dokusuyla doğal bir uyum içinde. Ancak serginin etkisi, eserlerin boyutundan ya da yerleşiminden çok, arkasındaki düşünceyle şekilleniyor. Rahşan Düren'in üretim pratiğini anlamaya başladıkça, serginin adının neden “Play Again” olduğu da yavaş yavaş açıklık kazanıyor.



Düren'in sanatını tek bir disiplin üzerinden okumak mümkün değil. Uzun yıllardır psikiyatrist olarak çalışan; nörobilim, sanat tarihi ve felsefeyle de yakından ilgilenen Düren, bu alanları birbirine eklemeye çalışan bir yaklaşım yerine, hepsini aynı merakın farklı yönleri olarak görüyor. Sohbetimiz sırasında da bilimden sanata, Heidegger'den Albert Camus'ye uzanan geniş bir düşünce hattı kurarken, konuşmanın hiçbir anı teorik bir gösteriye dönüşmüyor. Kavramlar, yaşadığı deneyimlerin doğal uzantısı olarak masaya geliyor.

Serginin adı da bu deneyimlerden doğmuş. “Play Again”, ilk bakışta bir oyunu yeniden başlatmayı çağrıştırıyor. Oysa Düren'in anlattıkları, burada sözü edilen oyunun çocuklukla ya da eğlenceyle ilgili olmadığını gösteriyor. İnsanın başarısızlıktan sonra yeniden denemesi, vazgeçmemesi, yeniden risk alabilmesi... Onun için “oyun”, bu cesaretle ilgili.

Sohbetimiz burada Albert Camus'nün Sisifos'una uzanıyor. Kayayı her seferinde yeniden yukarı taşımak zorunda kalan Sisifos'un hikâyesi, Düren'in anlattığı üretim pratiğine yaklaşıyor. Mesele sonuca ulaşmak değil; tekrar tekrar başlamayı göze alabilmek. Play Again de bu nedenle iyimser bir slogan sunmuyor. Hayatın kırılmalarını inkâr etmiyor; onları sürecin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediyor.

Bu yaklaşım, sanat anlayışını da belirliyor. Düren, sanatın cevap üretmesi gerektiğine inanmıyor. Bilimin bunu zaten yaptığını düşünüyor. Sanatın görevi ise henüz sorulmamış sorulara alan açmak. Bu nedenle eserlerini tek bir anlam etrafında açıklamaya çalışmıyor. Ona göre kolayca tanımlanamayan ya da temsil edilemeyen bir işle karşılaşan zihin önce onu anlamlandırmaya çalışıyor; bunu başaramadığında ise düşünmeye, ardından hissetmeye başlıyor. Sanat deneyiminin başladığı yer de tam burası. Bu yüzden farklı ziyaretçilerin aynı eserle birbirinden tamamen farklı ilişkiler kurabilmesini, sanatın en doğal sonucu olarak görüyor.

Rahşan Düren'i dinlerken dikkatimi çeken bir başka nokta ise “özgürlük” kavramına yüklediği anlam oldu. Geçmişte çevresinden gelen önerilere kulak vererek çalıştığı bir dönemden söz ederken, ortaya çıkan işlerin teknik olarak başarılı olsa bile kendisine ait olmadığını fark ettiğini anlattı. O deneyimden sonra sanatında tek ölçütün, kendi sesiyle kurduğu ilişki olduğuna karar vermiş.

İşte bu karar, bizi serginin üretim sürecine götürüyor...

Sergide yer alan işlerin önemli bir bölümü, Gebze'de boru üreten bir fabrikanın üretim alanında ortaya çıkmış. Sanatçı bu süreci anlatırken, kontrollü bir atölyeden çok, sürekli hareket hâlindeki bir üretim hattını tarif ediyor. Erimiş siyah polietilenle çalışırken karar vermek için çoğu zaman yalnızca birkaç dakikası var. Malzeme soğuduğunda artık geri dönüş olmuyor. Dolayısıyla üretim, önceden hazırlanmış bir taslağı uygulamaktan ziyade o anın koşullarına uyum sağlamayı gerektiriyor.



Sohbetimiz ilerledikçe fabrikanın çalışanları da anlatının içine girmeye başladı. İlk günlerde uzaktan izleyen işçiler, zamanla üretimin doğal bir parçası olmuş. Kimi vinç kullanmış, kimi malzemenin taşınmasına yardım etmiş, kimi de yıllardır çalıştığı malzemenin farklı hallerini sanatçıyla paylaşmış. Mesai bittikten sonra birlikte yenilen yemekler, gece yarısına kadar süren çalışmalar ve aynı heyecan etrafında oluşan küçük ekip, Düren'in hafızasında eserler kadar güçlü yer etmiş.

Bu deneyimden söz ederken en çok üzerinde durduğu nokta, fabrikanın değişmesi değil, insanların bakışının değişmesiydi. Her gün aynı üretim bandında çalışan insanların, yıllardır dokundukları malzemeyi ilk kez başka bir gözle görmeye başlaması, onun gözünde sanatın en değerli karşılıklarından biri.

Üretim sürecine dair anlattıkları, psikiyatrist kimliğiyle ilgili söylediklerini de farklı bir yere taşıdı. Toplumda yaygın olanın aksine, sanatçıların daha kırılgan insanlar olduğu fikrine katılmıyor. Duygularını ifade edebilen, onları görünür kılacak bir alan bulan insanların, iç dünyalarıyla daha açık bir ilişki kurduğu kanısında.

Rahşan Düren, Duygu AAydemir

Konuşmamızın son bölümünde yeniden bilgiye, meraka ve bilinmezliğe döndük. Farklı disiplinlerle ilgilenmenin kendisini daha bilgili hissettirmediğini söyledi. Aksine, öğrendikçe bilmediği alanların da genişlediğini belirtti. Bilimsel araştırmaların insana önce kendi sınırlarını gösterdiğine inanıyor.

Ona göre asıl tehlike, her şeyi hızla tanımlayabildiğimizi ya da açıklayabildiğimizi sanmak. Sanat ise bu aceleciliğe direniyor. İzleyiciyi tek bir yoruma yönlendirmek yerine belirsizliğe alan açıyor; düşünmeye, hissetmeye ve kendi deneyimini kurmaya davet ediyor.

Play Again'i gezerken akılda kalan da bu. Büyük ölçekli resimler ve heykeller elbette ilk anda dikkat çekiyor. Ancak sergiden ayrıldıktan sonra hafızada yer eden, bu işlerin nasıl üretildiği ya da hangi teknikle yapıldığı değil; onları mümkün kılan düşünce biçimi.

Rahşan Düren'in pratiğinde sanat, açıklanması gereken bir nesne olmaktan çok, merakı canlı tutan bir araştırma alanı olarak karşımıza çıkıyor. Bugün, hızlı cevaplar üretmeye alışmış bir dünyada belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, düşünmeye ve hissetmeye alan açan bu karşılaşmaları yaşamaya devam edebilmek.

 



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin