728x90-CB.jpg

Tate Britain'de, Vincent Van Gogh’tan, The EY Exhibiton, Van Gogh and Britain | Yazan Nurdan Ateş

Tate Britain'de, Vincent Van Gogh’tan, The EY Exhibiton, Van Gogh and Britain | Yazan Nurdan Ateş
Nurdan Ateş 6.05.2019

‘’The EY Exhibiton, Van Gogh and Britain’’ sergisi, Van Gogh’un 166. Doğum gününü kutlandığı 30 Mart haftasına denk gelen 27 Mart 2019’da Tate’in anasponsorlarından EY katkıları ile, Tate Britain Millbank’ de sanatseverlerle buluştu.
 

Bu sergiyle, 20’li yaşların başında geldiği, yaşamın her alanında çok ama çok etkilendiğini, fikirlerini sanata bakış açısını şekillendirdiğini kardeşi ve en yakın arkadaşı Theo’ya olan mektuplarında sürekli vurguladığı Viktoryan Dönemi Londra’sı ve burada geçirdiği üç dolu dolu senenin izlerini süreceğiz.
 
1853’te Hollanda’da ortanın üstü gelir düzeyine sahip, çok dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen sanatçı, sanata yetenekli ama hep mutsuz ve huzursuz bir çocuktu. Eğitimini tamamlamasının ardından, yirmili yaşlarının başında geldiği Londra’da Covent Garden’da meşhur Fransız sanat galerisi Goupil’de sanatsal resimlerin röprodüksiyonlarının basılması ve çoğaltılması ve pazarlanması işinde çalısmaya başlar. 1880’lerde ressam olduğu döneme kadar, sanat simsarlığından, öğretmenliğe, vaizliğe, keşişliğe kadar pek çok iş yapan sanatçının hayatı boyunca en mutlu olduğu ve en çok para kazandığı dönem kuşkusuz Londra’da yaşadığı bu dönemdir. Yaşamak için Londra’nın Güney’inde önce Brixton, sonra Oval’ı tercih eden sanatçı için sabah ve akşam ufak teknelerle geçtiği Thames Nehri, kullandığı metro istasyonları, zamanının çoğunu geçirdiği parklar, müzeler, sanat galerileri ve belki de adım adım yürüyerek keşfettiği Viktoryan Dönemi Londra’sı onun gelecek dönemde pek çok eseri için ilham kaynağı anlar, sahneler olarak hafızasına kaydolacaktır. İngiliz edebiyatından, resim sanatına pek çok alanda etkilendiğini, ilham aldığını pek çok mektubunda, eserlerinde sıklıkla izleyebildiğimiz sanatçı için Charles Dickens, George Eliot, William Shakespeare çok önemli bir yere sahiptir. Çok iyi derecede İngilizceye sahip sanatçı için tekrar tekrar okuduğu Dickens’s kitapları, toplum ve sosyal reformlarla ilgili okuduğu George Elliot kitapları hayatında büyük önem taşır ve sanatçı bunu resimlerinde sıklıkla kullanır.

 



Yakın arkadaşı Marie Gınoux’u 1890’da resmettiği tablosu ‘The Arleisenne’.

Kadının önündeki masada Charles Dickens’ın ‘Christmas Books’ ve kölelik karşıtı Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe’un ‘Tom Amcanın Klübesi ‘kitapları...

 
Sergi salonu düzeni, sanatçının ilham aldığı İngiliz sanatçıların eserleri ve ileriki dönemde o eserlerden ilham alarak resmettiği kendi çalışmalarının sergilenmesi şeklinde düzenlenmiştir. Sanatçının en büyük zevklerinden biri National Galeri müzesi ve sanat galerilerindeki eserleri hiç bıkmadan incelemektir. Ön-Raffaeloculuk akımından ve İngiliz resim saatinden çok etkilenmiştir. İngiliz ressam Jhon Constable ve Ön-Raffaeloculuk akımının ressamlarından John Everett Millias’ın İngiliz kırsalları, tarlaları ,sonbaharı resmettiği manzara resimlerinden büyük ölçüde etkilenir ve bunu kendi eserlerine yansıtır.



Vincent Van Gogh, Autumn Landscape Nuenen, 1885


Vincent Van Gogh,
Avenue of Poplars in Autumn,
Nuenen 1884.

 

Dönem işçi sınıfı için çok ama çok acımasız bir dönemdir. Orta gelir sınıfı bir aileye mensup olan genç Van Gogh, Londra sokaklarında gördüğü gelir dağılımı dengesizliğinden kaynaklı fakirlik, açlık ve kapitalizmin acı yüzünden oldukça etkilenir ve yaşadığı hayatı ve sanatı sorgulamaya başlar. Sosyalizm ile tanışması ve bu fikri benimsemesi o yıllara rastlar. İşte bu dönemler onun ‘Halk için Sanat’ yapma kararını aldığı dönemlerdir. Sosyal reformların parlementoda yeni yeni güç bulamaya başlandığı bu dönemde sanatçının en sevdiği siyah beyaz resimli ‘The Graphic’ dergisidir.
 
Fransız ressam Gustave Dore’nin oyma baskı çalışması, Londra Newgate Hapishanesi’nde ki mahkumların volta attığı, gücü temsil eden kocaman şapkalı 2 adamın, mahkumları seyredişini resmedildiği ‘Exercise yard at Newgate Prıson 1872’ etkisinde öyle kalır ki, bu anı ileriki dönemlerde ‘Prisoners Exercising’ tablosunda, 1890’da resmeder.
 


Gustave Doré, ‘Exercise yard at Newgate Prison,1872


V. Van Gogh ‘The Prison Courtyard 1890


Van Gogh ‘Starry Night over the Rhone’, 1888

Yine o dönemde uzun yürüyüşler yaptığı Westminster Bridge Köprüsü’nün gece manzarasını resmeden Gustave Dore’nın ‘The House of Parliament By Night ,1872 çalışması sanatçının 1888’de resmettiği müthiş eseri ‘Starry Night Over The Rhone‘ un ilham kaynağı olmuştu.
 

‘Her sabah ve akşam Westminster Köprüsü geçiyorum ve sabahın erken saatinde, kışın, karda veya siste nasıl göründüğünü çok iyi biliyorum.’ Vincent Van Gogh
 
Paris’te yaşadığı dönemde İngiliz sanatındaki “İnsan Başlarının” resmedilişinden etkilenerek otuzbeşin üzerlerinde kendi portresini resmeder. Sergide bunlardan 3 tanesi görülebilmekte.
 

Self-portrait,1889.
 


Self-portrait with Felt hat,1886


Self-portrait, 1887
 

Ağır şizofreni hastası olan sanatçının sanılarının arttığı dönemlerde, bir sandalyeye oturur ve basını elleri arasına alarak saatlerce sessiz kalır ve kimse ile konuşmak istemezdi. Sanatçı resmettiği bazı eserinde bu pozisyonu kullanmış olup en önemli eseri “At Eternity’s Gate” dir. İlk çalışmasını Londra’da gördüğü taş baskı yöntemi ile 1882’de resmeden sanatçı aynı resmi 1890 yılında tuval üzerine yağlıboya çalışması olarak yinelemiştir.



At Eternity’s Gate, 1882.


Surrowing old man (At Eternity’s gate), 1890.
 

Van Gogh 1888 yılında Güney Fransa, Arles bölgesine yerleştiği ve burada bir sanat kolonisi kurma düşüncesi ile Gauguin’i beraber çalışmak için davet eder. Bu büyük heyecan ile evini dekore ederken resmettiği Günebakan “Sunflowers” resmi sanatçının en çok sevdiği eserler arasındadır. Bu eser 1910 ve 1923 yıllarında National Galeride, 1924 yılında Tate Millbank’de sergilenir.



Serginin son bölümünde, sanatçının İngiliz ressamlara, sanatçılara nasıl ilham verdiğiyle ilgili örnekler sunulmuş.


Vincent Van Gogh Shoes,1886.
 


William Nicholson, Miss Jekyll’s Gardening Boots,1920
 

İngiliz ekspresyonist ressam Francis Bacon’da Van Gogh’un hayat hikayesinden, eserlerinden çok etkilenmiş bir sanatçıdır. Van Gogh’un mektuplarını okuyarak sanatçının hayatından çok etkilen Bacon ünlü ressamı, yollarda resmetmiştir.
 
 


Francis Bacon, Study for Portrait of Van Gogh, 1957



 

1947 yılında Tate Galeri’nin Van Gogh sergisinin afişi. Günde ortalama 5.000 kişinin ziyaret ettiği sergi çok büyük bir ilgi toplamış, sergi daha sonra Birmingham ve Glasgow şehirlerinde de sanatseverlerin büyük ilgisini çekmiştir.
 
Serginin açılısının ilk gününde büyük bir ilgi ile karşılanmış olup, benim ziyaret ettiğim sabahın erken saatinde bile oldukça kalabalık oluşu Londra’yı çok seven Van Gogh’un, İngiliz sanatseverlerince de çok sevildiğinin güzel bir kanıtı oldu sanki. Sergi 11 Ağustos 2019 tarihine kadar Tate Britain’de devam ediyor.
 
Yazı: Nurdan Ateş
 









 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız