ekavbanner1.jpg.jpg

Maison Magi’de "Kök ve Suret": Hafıza ile Sezgi Arasında

ArtNews

4 saat önce

Datça’daki Maison Magi, Şenay Akkurt ve Ersoy Alap’ın üretimlerini bir araya getiren “Kök ve Suret” sergisine ev sahipliği yapıyor. 3 Eylül 2026’ya kadar devam edecek sergi, iki sanatçının farklı yönlerden geliştirdiği görsel dilleri; doğa, sembol, sezgi, dönüşüm ve oluş kavramları çevresinde buluşturuyor.

Şenay Akkurt, Kayıp Takvim, 2026.

Şenay Akkurt’un çalışmaları, kadının doğayla kurduğu kadim ilişki ile yaşamı üretme, dönüştürme ve iyileştirme bilgisinden hareket ediyor. Sanatçı; farklı kültürlerde kadın, doğa ve şifacılık arasında kurulan bağların izini ortak semboller, ritüeller ve kültürel hafıza üzerinden sürüyor. Paganizm ve şamanizmden halk inançlarına, cadılık tarihinden kadim şifa gelenekleri ve ana tanrıça kültlerine uzanan araştırma alanı, belirli bir inanç sistemine aidiyetten çok, farklı coğrafyalarda ortaklaşan kadın, doğa ve şifa bilgisini anlamaya yönelik bir zemin oluşturuyor.

Şenay Akkurt, Son Şifacı, 2026. Detay.

Akkurt’un resimlerinde semboller, geçmişe ait imgelerin aktarımından ziyade bugünle ilişki kurmayı sürdüren işaretler olarak beliriyor. Sanatçı, bu yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: “Çalışmalarımda kullandığım semboller geçmişi temsil etmek için değil, hatırlatmak için vardır. Onlar benim için dekoratif imgeler değil; insanlığın ortak hafızasında yaşamaya devam eden işaretlerdir.” Doğum, ölüm, dönüşüm, bereket ve şifa gibi kavramlarla ilişkilenen bu görsel dil, sanatçının kişisel sezgileriyle kültürler arasında tekrar eden sembolik biçimlerin kesişiminde şekilleniyor.

Resim Bir Sonuç Değil, Oluş Hâli

Ersoy Alap’ın üretiminde ise anlatıdan çok resmin kendi oluş süreci öne çıkıyor. Sanatçı, spesifik bir hikâyeyi aktarmak ya da açıklamak yerine, soyut resmin sunduğu ihtimalleri sezgi ve rastlantı aracılığıyla araştırıyor. Form, renk ve çizgiyle başlayan süreç, önceden belirlenmiş bir sonuca yönelmek yerine resmin kendi iç dinamikleri doğrultusunda dönüşüyor.

Ersoy Alap, İsimsiz (1209), 2026.

Alap için rastlantı, kompozisyonu sekteye uğratan bir unsur olmaktan çok yeni dengelerin kurulmasına olanak sağlayan bir araç. Katmanlar ilerledikçe başlangıçtaki düzen değişiyor; resim, sanatçının müdahalesi ile kendiliğinden gelişen süreç arasındaki ilişkiden doğuyor. Bu nedenle Alap, resmi tamamlanmış bir temsil olarak değil, yaşamla eşzamanlı gelişen bir varoluş biçimi olarak değerlendiriyor.

Sanatçı bu yaklaşımını, “Sanat bana göre bir sonuç değil, bir olasılık alanıdır. Ne başladığı bellidir, ne de bittiği. Eser değil, oluş hâlidir. Anlamın değil, anlam arayışının izidir  ve belki de en çok, sormanın kendisidir” sözleriyle açıklıyor.

Ersoy Alap, İsimsiz (1213), 2026.

“Kök ve Suret”, Akkurt’un kültürler boyunca izini sürdüğü sembolik hafıza ile Alap’ın sezgi, rastlantı ve oluş üzerinden geliştirdiği soyut yaklaşımı aynı sergi bağlamında yan yana getiriyor. Biri köklere ve ortaklaşan işaretlere, diğeri henüz biçimlenmekte olana yönelen iki üretim pratiği, serginin başlığındaki “kök” ve “suret” kavramları etrafında karşılaşıyor.

“Kök ve Suret”, 3 Eylül 2026’ya kadar Datça’daki Maison Magi’de görülebilir.



En Çok Okunanlar

Bizi Whatsapp'ta takip edin